Ama öyle oldu işte; düşmüş melek, kötü şeytana dönüştü. Fakat o Tanrı ve insan düşmanının bile, kederli hali içinde dostları, eşlikçileri vardı: Bense yalnızım.
Gözlerin açık olmalı!
Hayat uykuda geçirdiğin bir süreç olamaz.
Uykulu bir yaşamdan daha büyük bir hezeyan ve mutsuzluk yoktur.
O yüzden dikkatli bak yaşadığına. Dikkatli bak doğaya, akışa ve döngüye..
Neye tutunduğunu ısrarla sor kendine.
"Neye tutunuyorsun?"
Çünkü tutunduğun her ne ise hareket kabiliyetini alır elinden. Akışa teslim olamazsın, döngüye giremezsin. Tuttuğun șey direnç gösterdiğin yerdir çünkü..
Kaybettiklerine tutunuyorsan, kazanamazsın. Kazandıklarına tutunuyorsan, kaybedersin.
Sevdiklerine tutunuyorsan, koruyamazsın.
Yalnızlığına tutunuyorsan, üretemezsin.
Ürettiklerine tutunuyorsan, usta yetişiremezsin.
Dolayısıyla tıpkı doğa gibi almaya ve vermeye razı, her an döngüye ve değişime teslim, eminlik içinde olmak esastır.
İnsan zihni için, üst üste yaşanan olayların duyguları ayağa kaldırmasının ardından gelerek, ruhu hem ümitten, hem de korkudan azade kılan eylemsizlik ve kesinliğin mutlak sükûnetinden daha acı verici şey yoktur.
Gelecek kontrol dışıdır, tıpkı geçmișin de artık kontrol dışı olduğu gibi... Evrende her an, her olasılık mümkündür ve bütün olasılıklar şimdinin içinde inşa edilir. Dolayısıyla șimdi, yani șu an dışında kaygılanacak, dert edilecek, korkulacak hiçbir șey yoktur.