Bir yanım gonca, bir yanım gül, Bir yanım ateş, bir yanım kül, Bir yanım yeşil, bir yanım sarı, Bir yanım Nisan, bir yanım Eylül. | Hatice Kutsal
Eylül ve ekime doğru dere kenarlarında , yetişen (Böğürtlen)
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bu kitap sektöründe tekelleşme değilse ne?
Kitap eleştirisi yaptı diye birini linçlemek nasıl bir kafa abi kanım= dondu İnceleme de yapmayalım biz öyleyse nasılsa yazarların hoşuna gitmeyen durumlar olabilir 🫂 sevgiler kalpler havada uçuşsun dimi 😛😛 💞💗🥹💗 çünkü biz hepimiz aynı şeyleri sevip beğeniyoruz her zaman? Biz yeri geliyor Zweig bile eleştiriyoruz ya. Benim en sevdiğim kitap Satranç arkadaşlar. En sevmediğim kitap da Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu. İki yüzlü ve iğrenç bir yaratık mıyım ben yazara ihanet ettim diye? Ayrıca Satranç’a yapılan bir eleştiri de benim kişiliğime yapılmış bir eleştiri falan da değil. Benim yüzüme karşı “Aybüke, Satranç nasıl en sevdiğin kitap olabilir? O kadar iyi bir kitap değil.” de dendi. Bireysel bana söylenmiş olmasına rağmen onu da kişisel almadım çünkü hepimiz aynı verimi aynı tadı almıyoruz kitaplardan. Arkadaşlar ben mantardan nefret ederim, kokusuna bile tahammül edemem. Benim için berbat bir yemektir. Ama bayılan bir sürü insan var ve benim mantarı sevmemem onlara kişisel bir hakaret değil😭 Arkadaşlar tuttuğumuz takımlar, desteklediğimiz ideolojiler, beğendiğimiz yazarlar, izlediğimiz film türleri, okuduğumuz kitap türleri bile farklı farklıyken, herkes bir içerikten farklı şeyler alıyorken herkesin nasıl her şeyi beğenmesini ve aynı şekilde eleştiri yapmasını bekleyebiliriz ki? Bu at gözlüğü takmak değilse ne? Geliştirmek için eleştiri yapan birisini baltalamaktaki amaç ne? Ayrıca bu tekelleşme çabasını eleştirip de tekelleşmenin figüranı olunması da komik görünüyor. kapitalizmi (kapitalizmi size anlatmayacağım, tekelleşmenin ve kapitalizmin ne olduğunu biliyorsanız ne dediğimi anlarsınız) eleştirip kitap sektöründe, kendilerine gelen eleştiriye tabiri caizse inovasyonu durdurmayı amaçlayarak, linç tayfaya bir kişiyi sunmak zerre mantıklı değil. (cellat36 vibeı
1000Kitap
11 Eylül 1961 Doğu Berlin
... kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir ben ayrılıkların Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını ben hasretlerin ...
Nadir Şah Nadir Şah Afşar (22 Ekim 1688, Dergez - 19 Haziran 1747, Fethabad), Afşar İmparatorluğu'nun kurucusu ve ilk hükümdarı olan Türkmen şahtır. Azerbaycan ve İran tarihlerinin en güçlü hükümdarlarından biri kabul edilip, 1736'dan 1747'deki suikastına kadar Afşar İmparatoru ve İran şahı olarak hüküm sürmüştür. Batı Asya, Güney Kafkasya, Orta Asya ve Güney Asya'da birçok seferde savaşmıştır. Askeri dehası nedeniyle, bazı tarihçiler onu İran'ın Napolyonu veya İkinci İskender olarak tanımlamıştır.İran, Azerbaycan, Hindistan'ın kuzeyi ve Orta Asya'nın bir bölümünü içine alan büyük Afşar İmparatorluğunu kurdu. Afganlar, Osmanlılar ve Babür İmparatorluğu'na karşı zaferler kazandı. Nadir Şah, Asya'nın son büyük fatihiydi. Osmanlılar ve Babür İmparatorluğu arasında Afşarlar'ı yeniden saygın bir yere getirdiği için övülür. Kaynaklarda Nadir Şah'ın, teşkilatçı, cesur, zeki ve çok enerjik bir yapıya sahip olduğu belirtilmiştir. Farsça'yı çok iyi bildiği halde Türkçe'yi (Çağatayca) kullanmayı tercih etmiştir. Hatta Çağatayca Türkçesi ile yazılmış yarlığı mevcuttur. Hindistan'da Karnal Muharebesinden sonra Babürlüler hükümdarı Muhammed Şah'la, Nadir Afşar arasındaki görüşmede iki hükümdar Türkçe konuşmuşlardır. Nadir Şah, Safeviler'in aksine Şia'yı Caferilik ismi altında dört Sünni mezhebin yanında beşinci İslam mezhebi saymak istemiş ve bu amacı onun iç ve dış politikasının temelini oluşturmuştur. Nadir, Horasan'daki Abiverd hudut bölgesinde yaşayan Afşarlar'ın “Kırklu/Kıruklu” obasına mensuptur. Obasının kış için göçü sırasında Dasgird/Dergez köyüne ulaşıldığında doğdu. Babası İmam Kulu Beğ oğluna Nadir Kulu adı verdi. İmam Kulu Beğ hakkında kaynakların bazılarında deriden elbise dikicisi veya kürkçü olduğu, bazılarında da çoban olduğu söylenmiştir. Küçük yaşta babasını
İçimde bir yağmur sonbahardan çalınmış. Birkaç eylül, bir de sen senelerin ardında. Tarabya'da bir santur Nihavend'e gömülmüş. Ümitlerim küçülür saçlarımın kırında. Birkaç eylül, bir de sen senelerin ardında. #Sadri Alışık
Şiir