8/10
·160 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:05
Türk edebiyatındaki ilk psikolojik roman olması sebebiyle önemli bir yer tutmaktadır .Bu kitap gerçekten çok etkileyici bir konusu olduğunu söyleyebilirim. Zehra, Suphi, Sırrıcemal, Ürani. Söyle bir söz var ya insan yaşattığını yaşamadan ölmez diye gerçekten Suphi için bu böyle de oldu. İnsanın kafasında kurduğu düşünceler gerçek olma ihtimallerini düşündükçe onu belki de bir hiçliğe sürüklüyordu. Zehra da bunu anlatıyordu insan kafasında kuruyor gerçek olduğunda ise ne kadar kurmuş olsa dahi başına geldiğinde bambaşka şeylerle karşılaşıyor. Ama bu kitapta Ben en çok kadınlara üzüldüm Suphi bir şekilde hayatını yaşamaya devam etti. Ama ona da yaşamak denirse.
ZehraNabizade Nazım · Yason Yayıncılık · 201515,3bin okunma
Puan vermedi
Fresko Apartmanı, yazar Başak Baysallı tarafından kaleme alınmış, birbirine bağlı öykülerden oluşan bir kitap. Hikâye, İstanbul'un Kuzguncuk semtindeki Fresko Apartmanı'nda yaşayan insanların hayatlarını merkezine alıyor. Apartmanın sakinleri; farklı yaşlardan, farklı geçmişlerden ve farklı kültürlerden gelen insanlar olsa da ortak noktaları yalnızlıkları, kayıpları ve geçmişleriyle taşıdıkları yüklerdir. Napoli'den İstanbul'a gelen Defne'nin bulduğu eski bir bavul, apartman sakinlerini geçmişe uzanan bir sırla buluşturur. Bu sır; kırık bir aşk hikâyesine, 6-7 Eylül olaylarına, İstanbul'dan ayrılmak zorunda kalan Rumların yaşadıklarına ve hafızanın koruduğu acılara açılan bir kapı hâline gelir. Kitap boyunca karakterlerin hikâyeleri birbirine bağlanarak ilerler. Fresko Apartmanı, sadece bir apartmanı değil, İstanbul'un çok kültürlü hafızasını anlatıyor. En etkileyici yanı, birbirinden farklı insanların hikâyelerini incelikle bir araya getirmesi. Kısa bir kitap olmasına rağmen içinde özlem, aidiyet, dostluk ve geçmişle yüzleşme gibi güçlü duygular taşıyor. İnsan psikolojisini ve karakterlerin iç dünyalarını anlatan eserleri seviyorsanız, bu kitap size hitap edebilir. Özellikle eski İstanbul'un kaybolan renklerine ve unutulmuş hikâyelerine ilgi duyan okurlar için oldukça sıcak ve hüzünlü bir okuma deneyimi sunuyor. Fresko Apartmanı
Fresko ApartmanıBaşak Baysallı · Everest Yayınları · 2020603 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·384 syf.··
2026 36. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 06:49
KAR KÜRESİ Bitti 375 sayfa.. Hikâye, Eylül adlı genç bir kızın hayatıyla başlar. Eylül, uzun süredir anksiyete, panik atak ve stres bozukluğu gibi psikolojik sorunlarla mücadele etmektedir. Bir gün yaşadığı kriz sonrası ailesi ve doktorunun kararıyla, Abant Gölü yakınlarında bulunan Kar Küresi Psikolojik Destek Merkezine gönderilir. Eylül başta burayı iyileşebileceği bir yer olarak görür. Ancak merkeze geldikten kısa süre sonra ortamın tuhaflığını fark eder. Kurallar çok katıdır, çalışanlar mesafelidir ve hastaların davranışlarında gariplikler vardır. Burada Eylül, farklı psikolojik sorunlar yaşayan gençlerle tanışır. Bu kişiler arasında en dikkat çekeni Merihtir. Merih, insanlara dokunmaktan korktuğu için sürekli eldiven takan, gizemli bir karakterdir. Zamanla Eylül ve Merih arasında güçlü bir bağ oluşur. İkisi de birbirlerinde kendilerini bulur ve birbirlerine destek olurlar. Ancak günler geçtikçe Eylül, merkezin aslında göründüğü gibi bir tedavi yeri olmadığını fark eder. Hastalara verilen ilaçlar, uygulanan yöntemler ve yaşanan bazı olaylar normal değildir. Eylül ve arkadaşları, burada bir şeylerin yanlış gittiğini ve aslında bir deneyin parçası olabileceklerini düşünmeye başlarlar. Gerçeği araştırdıkça, merkezin karanlık yüzü yavaş yavaş ortaya çıkar. Gençler, sadece iyileştirilmeye çalışılan hastalar değil; aynı zamanda kontrol edilen ve yönlendirilen bireylerdir. Bu durum, onların hem psikolojik hem de fiziksel olarak zarar görmesine neden olur. Eylül bu süreçte sadece dış dünyadaki tehlikeyle değil, kendi içindeki korkularla da yüzleşmek zorunda kalır. Merih ile olan bağı ise bu zorlu süreçte daha da derinleşir. Ancak yaşanan olaylar, bu ilişkinin sürekli sınanmasına neden olur. Hikâye ilerledikçe gerilim artar ve olaylar trajik bir noktaya
Kar KüresiBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 202011,5bin okunma
8/10
·216 syf.·
Beğendi
·
2026 15. kitabı
MİHRAP SİNEM SAL Sinem Sal SAYFA SAYISI: 216 1989 yılında İstanbul’da doğan yazarın Mihrap adlı romanı üçüncü kitabıdır. Bundan önce yayınlanmış birçok şiir ve öykü kitabı bulunmaktadır. 12 Eylül döneminde yaşayan on yaşındaki küçük bir kızın yasını anlatan romanda, Bizim Zamanımız'da yer alan Mihrap karakterinin çocukluğuna tanık oluyorsunuz. Bu kitabında da Bizim Zamanımız'daki kadar olmasa da yüzümüzü güldüren diyaloglara da yer verilmiştir. Fakat bu romanı daha hüzünlü bulduğumu söylemeliyim. Belki de babasını kaybetmiş ve geri dönmesini bekleyen küçük kız Mihrap’ın hikayesi içe dokunduğu için çok keyif aldığımı söyleyemeyeceğim. Küçük bir mahalle de yaşananlar ve arkadaşlık ilişkilerine yer verilen romanda toplumsal olaylara ve özellikle darbe dönemine ilişkin çok iyi noktalara değinilmiştir. Bu kitabı hüzünlü olduğu için daha az sevmiş olsam da mutlaka okuyun derim. Sinem Sal bence komediyi hüzünle birleştiren genç yazarların başında yer alıyor. Darbe döneminde daha dünyaya gelmemiş bir yazar olarak o dönemi bu kadar iyi anlatabilmesi de çok dikkat çekiyor. Dili çok güçlü su gibi akıyor. Okurken keyif alacağınız hiç sıkılmayacağınız bir anlatıma sahip olan yazardan daha çok okumak gerektiğini düşünüyorum. Bence daha sık yazmalı ve daha çok kitleye ulaşmalı. Okuyun ve okutun derim. Alıntılar Acımı anlatacak kadar şarkı, teşekkür edecek kadar İngilizce biliyorum ama acımı geçirecek kadar şarkı, derdimi anlatacak kadar Türkçe bilmiyorum. (Sf:82) İçimdeki şeyin adı umutsa, umut hiç de umutlu bir şey değil (Sf:195)
MihrapSinem Sal · Karakarga Yayınevi · 2024690 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 51. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 16:49
#okudumbitti YAZAR: MEHMET RAUF YAYIN: PUSLU YAYINLARI Herkese merhabalar bugün sizlere Mehmet Rauf'un kaleminden çıkan genç kız kalbi adlı eseriyle geldim. Yazarı daha önce Eylül adlı eseriyle tanıyordum fakat yazarla ilk kez bu kitapta tanıştım ve Pervin'in hikâyesi uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir hikâye oldu. Şimdi gelelim konusuna. Pervin, hayata ve aşka dair tertemiz hayalleri olan, ince ruhlu bir genç kız. Büyük umutlarla geldiği İstanbul'da ise hayallerindeki dünyayı bulamıyor. Çünkü ne şehir onun düşlediği kadar güzel ne de insanlar onun kalbi kadar zarif. Etrafında gördüğü ilişkiler ve evlilikler, onu ruhuna dokunabilecek gerçek bir aşkı aramaya daha da fazla itiyor. Kitap boyunca en çok Pervin'in yalnızlığına üzüldüm. Kalabalıkların içinde bile kendini ait hissedemeyen, anlaşılmayı bekleyen bir genç kadının sessiz kırgınlığı sayfalara çok güzel yansıtılmış. Ayrıca kadın olmanın zorluklarına dair yapılan tespitler de aradan geçen zamana rağmen hâlâ düşündürücü. Ve sonra Behiç Bey... Pervin'in kalbini heyecanlandıran, ona umut veren adam. Ancak Pervin'in hayallerini süsleyen bu aşk, zamanla büyük bir hayal kırıklığına dönüşüyor. Onunla birlikte ben de umutlandım, onunla birlikte hayal kırıklığı yaşadım. Bu kitap benim için sadece bir aşk hikâyesi değil; hayallerle gerçeklerin çarpıştığı, insanın kalbinde buruk bir iz bırakan Pervin'in hikâyesiydi. #ALINTILAR Düşünmüyorlar ki kader, bizim kendi hareketlerimizin yanlışlığına kendimizin verdiği bir isimdir. Ben de dünyada en büyük mutluluğun yalnızca sevmek ve sevilmekte olduğuna İnanırım. " Çünkü yaşamak için hayat lazımdır, hayal değil!"
Genç Kız KalbiMehmet Rauf · Puslu Yayıncılık · 202410,1bin okunma
Bir kahramanın acı sonu
Puan vermedi·352 syf.··
2026 10. kitabı
Arap ihanetine uğrayan Teşkilat-ı Mahsusa reisi Süleyman Askerî Bey intihar edecektir. Onun kaleminden ise şu sözler dökülecektir; "Binlerce yıl hür yaşayan bir milletin torunlarıyız. Steplerin kurdu, Arslan'ı, göklerin kartalıyız." Tarih sahnesinde nice kahramanların hikayesini yazılmıştır. Ama Süleyman Askerî Bey'in yeri ayrıdır. Türk ordusunun en şerefli subaylarındandı. Sorumlu olduğu birliği harp alanında bizzat en ön cephede yürüyemez halde ve yaralı olmasına rağmen yönetecek kurmaydı. Süleyman Askerî Bey Edirne askeri okuluna iken orada öğrenim gördüğü süre boyunca Kuşçubaşı Eşref ve Yenibahçeli Şükrü ile dost olmuştu. Bu bağlantının ileride Türk teşkilatının gizli yapılanmasına katılmasını sağlayacaktı. Harp akademisinden mezun olup Osmanlı ordusuna Yüzbaşı rütbesi ile katılmıştır. Meşrutiyetin ilan sürecinde ismi çok geçen Süleyman Askeri Bey; Makedonya'da yürütülen çete takibinde kendini göstermiş, Rumeli'de II. Abdülhamit'e karşı olan genç subaylar arasında yer almış, gayet teşkilatçı bir insandı. 2. Abdülhamid'i tahttan indirecek olan harekat ordusuyla İstanbul'a gelen Askeri Bey 4 Eylül 1909 yılında kolağası olmuş ve Bağdat'a jandarmaları organize etmek için gönderilmiştir. Trablusgarp savaşı sırasında işgal teşebbüsü karşısında kılık değiştirerek yakın arkadaşlarıyla beraber Bingazi'ye gelmiş, Enver ve Mustafa Kemal Paşalarla birlikte mücadeleye katılmıştı. II. Balkan Savaşı sonrasında Bulgarlar ile yapılan İstanbul Anlaşması öncesinde Garbî Trakya Hükümeti'nin kurulmasını sağlamıştır. Teşkilât ı Mahsûsa'nın resmen kurulmasından sonra,ilk başkan olarak teşkilatın yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerini düzenlemiştir. Süleyman Askerî'nin kısa ve kariyerinin en önemli evresini 1914-1915 yıllarında Irak'ta yaptığı faaliyetler oluşturmuştur. Süleyman Askerî 3
Süleyman Askerî BeySüleyman Tekir · Kronik Kitap · 0235 okunma