(...) Kamuoyuna aksetmemesi için uğraşılan “şeytanî amaçlı” bir teknoloji uygulaması dedik TELEGRAM için. Tüm engellemelere rağmen, yâni bir insanlık suçu olarak “devlet sırrı” maskesi ardında ne kadar gizlenmeye çalışılsa da, yalnızca kullanılan “özel” cihaz ve teknolojinin kimi nitelikleri kamuoyundan saklanabilmiş, zihin kontrolü ve TELEGRAM operasyonlarının varlığı ise tüm dünyada neredeyse tamamen deşifre ve tasdik edilmiştir.
Ancak, resmî devlet organları ve onların güdümündeki basın, tıb ve akademi otoriteleri “saklamak” için yine de pes etmemekte; TELEGRAM gibi insanın hür irâdesini yönlendirmeye yeltenen, duygu ve düşünce mahremiyetini ihlâl eden, yetmiyormuş gibi tüm bu müdahaleleri psikolojik ve fizikî işkence seanslarına paralel yürüten bu akıl almaz “insanlık suçu”nun üstünü örtmek istemektedirler. Bunun için ya halkın hiç bilmemesini sağlamaya, ola ki kamuoyuna sızarsa, bu defa da “bu bir komplo teorisidir” propagandasıyla etkisizleştirmeye, TELEGRAM mağdurlarını ise “deli” göstermeye, emirlerindeki hastahânelerin psikiyatri servislerinden bu insanlara “rapor” aldırtmaya çalışmaktadırlar.
__Ne var ki, halkın ve kendi sınırlı alanları dışında neredeyse kara cahil olan lâfta uzmanların ilmî, askerî, istihbarî ve teknolojik bilgisizliğine güvenen, doğrusu işin başında gerçekten etkili olan devlet organları veya kuklaları, bugün bu propaganda savaşını da her yerde kaybetmeye başlamıştır. Artık güneş balçıkla sıvanamamakta, internetteki yüzbinlerce sayfalık ve binlerce saatlik sesli-görüntülü yayına ek olarak, zihin kontrolü ve TELEGRAM operasyonlarıyla ilgili her ülkede ard arda ciddi araştırma kitabları hazırlanıp yayınlanmakta yahud tercüme edilip basılmaktadır. Türkçede bile şu ân –sayısız makaleye ilâveten- zihin kontrolü ve TELEGRAM konusunda