Puan vermedi·928 syf.·
2026 38. kitabı
Efendinin Güzeli; son derece kusurlu bir çağda, tüm kötülüklerden arınmış olarak kusursuzca yaşanmış bir aşkın romanıdır. Öyle ki kitabı bitirdiğimde uzun süre kendime gelemedim. Büyük bir heyecanla ve 'Efendi kim, güzel kim?' merakıyla çıktığım bu okuma yolculuğu; yazarın gerçekçiliğe olan tutkusunu, kendi psikolojisini ve aşkın doğasını sürekli sorgulamasını önüme serdi; bu derinlik, bana adeta bir Stendhal veya Proust eseri okuyormuşum hissini verdi… Romanın en önemli özgün özelliklerinden biri, iç monologların yoğun kullanımıdır (on iki monolog —Ariane'nin dört, Mariette'in beş ve Solal'ın üç monologu—yüz kırk sekiz sayfaya yayılmış on iki bölüme ayrılmış olup, roman metninin yüzde onundan fazlasını temsil etmektedir. Monologların çoğunda noktalama işareti yoktur ve paragraflara bölünmemiştir, bu da kaçınılmaz olarak William Faulkner , Virginia Woolf ve James Joyce'un Ulysses'inin etkisini akla getiriyor. Görsel ipuçları olmadan , okuyucunun bu kaotik kelime akışının ardındaki anlatıcının düşüncelerini ayırt etmek için konsantre olması gerekir ; bu , anlam için zorlu bir tuzaktır. Tüm kavrayışı kaybetmeden hızlıca okumak imkansızdır. Her kelime hayati önem taşıyor… Kitap yedi bölümden ve yüz altı bölümden oluşmaktadır… • Birinci bölüm ( 1-9 . bölümler ): olay örgüsünün başlangıcı (Solal'ın Ariane'ye olan aşkının doğuşu); • İkinci kısım ( 10-37 . bölümler ): Solal'ın Ariane'yi fethi; • Üçüncü bölüm ( 38-52 . bölümler ): Aşkın başlangıcı (Solal'ın eski sevgilisi Isolde'nin ölümü); • Dördüncü bölüm ( 53-80 . bölümler ): Ariane'nin kaçırılması (kocası Adrien'in intihar girişimi); • Beşinci bölüm ( 81-91 . bölümler ): aşk ve can sıkıntısı; • Altıncı bölüm ( 92-102 . bölümler ): Aşkın reddi; • Yedinci bölüm ( 103-106 . bölümler ): Aşıkların ölümü… Romanın
Efendinin GüzeliAlbert Cohen · Ayrıntı Yayınları · 201566 okunma
bedel ödeyen türk kelebekleri..
Puan vermedi·255 syf.··
2026 194. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 20:54
1914 yılında I. dünya savaşına dahil olan osmanlı devleti dört yıl sonra, 30 ekim 1918de, mondros ateşkes antlaşması ile farklı cephelerde aynı anda verdiği savaşı sonlandırır.. bu antlaşmadan iki hafta sonra, 13kasım 1918de, işgal kuvvetleri donanmaları istanbulun önemli stratejik ve askeri yerlerini kontrol altına almak üzere istanbula gelirler.. osmanlı devletinin I. dünya savaşına dahil olmasından beri kargaşanın, kaosun eksik olmadığı istanbulda artık kargaşa, kaos en üst seviyededir.. istanbulda hayat pahalılığı had safhaya ulaşmış, şehirde yaşayan bazı ermeniler, rumlar, yerli işbirlikçiler istanbul halkına her anlamda zulüm çektirmek için birbiriyle yarışır hale gelmiş, şehirde ikamet eden kadınların canı, namusu daha bir tehlikeye girmiş, işgal kuvvetlerinin şehirdeki varlığı asayişi sağlamak bir kenarda dursun işgal kuvvetlerinin şehir halkına yaptıkları asayişsizliği körüklemiştir.. işte genel olarak bu şartlar altında olan işgal istanbulunda bir polis vardır.. bu polis mehmet cemil efendiden başkası değildir.. kendisi, mehmet cemil efendi, biraz da babasının hatırı gözetilerek kayırılmış, bu şekilde polis olmuştur.. şöyle ki; makedonyanın manastır bölgesi türklerinden olan ve muhtemelen 19. yüzyılın sonlarında istanbula gelen lütfiye hanım, tahir efendinin çocuğu olarak dünyaya gelen mehmet cemil, ortaokulu bitirdikten sonra imalatı harbiye usta mektebine yazılır, iki yıl üst üste son sınıfta kalınca okuldan kaydı silinir.. yukarıda da kısaca anlattığım gibi o dönemin istanbulunda ekonomik olarak ayakta kalmak için geçer akçe devlet memuru olmaktır.. zira sırtını işgalcilere yaslayan mutlu azınlığın olduğu şehirde alnının akıyla ticaret yapmak ve para kazanmak çok çok zordur.. kaldı ki o dönemin istanbulunda yaşayanı bunu göze alsa bile ticarete
Şeytan Adası'nda Bir TürkCemil Eryürek · Ötüken Neşriyat · 202122 okunma
Reklam
GÖZLERİNDEN BELLİDİR CEVRİYEM.
Puan vermedi
Osmanlı’nın son yıllarında gazetecilik mesleğine başlamıştır. Cumhuriyet döneminin önemli bir gazetecisidir. Necatigil’in istemi üzerine gönderdiği mektubunda, Avrupa’ya giden ilk kadın gazeteci olduğunu ve 1922’de Ankara hükümetinin temsilcisi olarak İstanbul’a gelen Refet Paşa’yla, Alemdar gazetesi için ilk söyleşiyi kendisinin yaptığını söyler. Derviş çeşitli gazetelerde çalışırken, romanları da gazetelerde dizi olarak yayınlanır. İkdam gazetesinde, kadın sayfası hazırlayarak sayfa geleneğini başlatır. Suat Derviş, yabancı dil bilen gazeteci olarak, Boğazlar sorununun görüşüldüğü “Uluslararası Montrö Konferansı’nda” bulunur, 1923 yılında Lozan Konferansı’nı izler. Derviş, 1927 de ablasıyla birlikte Berlin’e gider. Berlin Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Bölümü’nde eğitim alırken gazeteciliği de sürdürür. Yazıları, Almanya’da “Scherl, Mosse, Ullstein Querscnitt, Vossische Zeitung” gibi on beşe yakın dönemin en ciddi ve siyasal gazeteleri ve dergilerinde yayınlanır. Türkiye’de yazdığı kimi kitaplarını Almancaya çevirerek yayınlar. Hitlerin gelişiyle, yükselen faşizmi yerinde gözlemlemiş ve Marksist görüşünü pekiştirmiştir. Nazi yanlısı olmayan yayın kurumlarının kapatılması üzerine Türkiye’ye döner. Derviş, 1932 yılında mesleğini Türkiye’de sürdürür. Son Posta, Resimli Ay, Tan Gazetesi gibi sol görüşlü gazete ve dergilerde çalışır. Almanca, Fransızca, İngilizce çeviriler yapar. 1934-1938 yılları arasında 5 romanı gazetede dizi olarak yayınlanır. 1937’de Tan Gazetesi, Derviş’i SSCB’ye gönderir. Bu inceleme, 1944’te “Neden Sovyetler Birliği’nin Dostuyum?” adıyla yayınlanır. Derviş, bu dönemde üst tabakanın çalkantılı yaşamını değil, adaletsizliğe, nazizme ve yükselen faşizme karşı yazılar yazar. Yayınlanan incelemenin ardından da “kızıl” damgası vurulur bu tarihten
Edebiyat
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20212,640 okunma
İsmet'i Müsemma
9/10
·48 syf.··
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 21:20
İsmet Paşa ve Kemal Paşa eski tanıdık, arkadaş, dost ve meslektaş. Yıllar yılı omuz omuza birlikte yol yürüyen iki kişi. Peki Atatürk, son günlerinde yolları ayırmaya niye karar verdi? 23 Ekim 1937’de resmen ve öncesinde gayrîresmî olarak sözde istifa eden, ama hakikatte azledilen Başbakan İsmet İnönün’ün siyâsî hayatına bir göz attığımızda: T.C.’nin ilk Başbakanı, ardından Lozan görüşmelerinin birinci delegesi, Şeyh Sait İsyanı zamanı istirahate çekilen ve ondan sonra 4 Mart 1925 – 25 Ekim 1937 arasında aralıksız başbakanlık yapan; kaderin bir armağanı mı, yoksa Kürt tarafının getirdiği bir şey mi bilinmez, Dersim Katliâmı’na denk gelen süreçte başbakanlıktan el çektirilen ve eline Kürt kanı bulaşmayan bir lider. Yapılan ihtilallerin (devrimlerin) sorgusuz uygulayıcısı, tatbik edicisi bu kişi ne oldu da bu uzun ve kesintisiz sürenin ardından yönetimden el çektirildi? Elbette bu, kitapta irdelenmeye veya işlenmeye çalışılmış; ancak gazetede yayımlandığı (27 Haziran 1958-5 Eylül 1958) ve çok geniş bir şekilde ele alınmadığı için pek çok aydınlanamayan, kavranamayan, tarihin kara deliğinde kalan hususlara rağmen, değerli ve güzel bir çalışma… Okuyalım, okutalım.
Atatürk
Atatürk İnönü'yü Başbakanlıktan Niçin UzaklaştırdıSinan Omur · Derin Tarih Kültür Yayınları · 201714 okunma
Kitapla ilgili BİLİNMEYEN / İLGİNÇ bilgiler
8/10
·184 syf.··
2025 84. kitabı
AHMET ARİF Kitabın adını koyarken şöyle bir anısından bahseder: "Bunu anlatmak doğru mu bilemiyorum. Çok kişisel bir şey. Çok duygusal. artık anı olmuş. Kitabımın adını 'dört yanım puşt zulası' koymuştum. Ama sevgili kardeşim Ali Özoğuz buna engel oldu. Bana 'kitabına böyle bir ad koymaya hakkın yok' dedi. 'Seni 15 yaşında çocuklar, kızlar taparcasına seviyorlar, sen bununla ola ki burjuvazinin tuzaklarını söylüyorsun. Ama şu var, o çocuklara saygı duymalısın. Hatta adını şiire bile verme. Mısra olarak kalsın.' düşündüm ve Ali'ye hak verdim. Kitabın adı 'hasretinden prangalar eskittim' olsun dedim. Başta 'eskittim' değil 'çürüttüm'dü. Fakat çürüttüm sözcüğünü sevmedim. Bir de arka arkaya üç kere 'ü' sesi geliyor, Bu kulağımı tırmaladı. iç kulağımı yani gönlümü tırmaladı. Her şairin bir de yürek kulağı vardır. Onu tırmaladı işte. Müzik ve anlam bakımından daha güçsüz buldum. O nedenle 'eskittim' dedim." Şairler arasında "yürek kulağı" deyimini kullanan ilk kişidir. Ve bu yüzden kendisine de yürek işçisi der. "Seni anlatabilsem seni" diye başladığı, "Yokluğun cehennemin öbür adıdır" diye sürdürdüğü, "Üşüyorum kapama gözlerini" şeklinde sonlandırdığı aynı isimdeki şiiri Leyla Erbil'e ithafen yazmıştır. Bazı şiirlerini dostlarına okuyan Ahmed Arif, bazılarını çalıştığı dergilere gönderse de bazı şiirleri yıllarca ortaya çıkarmamıştır. Maviye çalar gözlerin şiiri de bunlardan biridir. On yıldan fazla süre şiiri hiçbir mecrada yayımlamamıştır. Sorulduğunda ise "Bazı şiirleri çok bekletirim, damıtılsın isterim. Dokunmadığım bölümler var. Oraya yıllarca hiç dokunmam. Oraya layık bir bölüm oluncaya kadar beklesin isterim." yanıtını vermiştir. Kitabın içindeki "Otuzüç kurşun" (bazı basımlarda otuz üç ayrı yazılmıştır) şiiri yüzünden sorgulanmış, okunması istenmiş okumayınca
Şiir
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748bin okunma
Puan vermedi
KARŞILAŞTIRMALI FRANSIZ ESERLERİ VE TÜRK ESERLERİ ÜZERİNE YAZILAR Özlem Küçük, “Hıçkırık Ve Vadideki Zambak Eserlerinde İmkânsız Aşk Ve Kadının Toplumsal Rolü”, Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, S. 1, 109-120. Sedat Maden, “Aşk-ı Memnû Ve Madam Bovary Romanlarında Kadınların Yönlendirdiği Olay Örgüsü”, Türklük Bilimi Araştırmaları, S.24, Temmuz 2008, Ss. 79-97. Elmas Şahin, “Balzac İle Esendal'ın Kiracıları Goriot Baba Ve Ayaşlı İle Kiracıları Adlı Romanlara Karşılaştırılmalı Bir Yaklaşım”, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, S. 42, Ss. 123-131. Yavuz Selim Uğurlu, “Benzerlikler Bakımından Karşılaştırmalı Bir Yaklaşım: Honoré De Balzac İki Gelinin Hatırâları Ve Raif Necdet Kestelli-İsyân-I Meşrû”, Uluslararası Sosyal Bilimler Ve Eğitim Dergisi, Nisan 2021, S. 4, Ss. 1-16. Hacer Gülşen , “Kırmızı Ve Siyah Romanı İle Mai Ve Siyah Romanlarında Renkler Üzerine Bir İnceleme”, Rumelide Dil Ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, Temmuz 2023, S. 12, Ss. 224-230. Fesun Koşmak, “Hayatın Kaynağı-Hayatın Sonu Olarak “Ölüm Ağzı” Ve “Germinal”de Maden”, Folklor/Edebiyat, Ocak 2016, S. 85, Ss. 183-192. Mustafa Solmaz, “Germinal Ve Sevgili Arsız Ölüm Romanlarında Yoksulluğun Aile Düzenine Etkisi”, International Journal Of Social And Humanities Scinces Research (JSHSR) 9(88), 2138-2142, 2022. Musa Demir, “Açık Bir Etkileşim Örneği: Bulantı Ve “Bunaltı” Adlı Eserlerde Ortak Bir Üslup Özelliği Olarak Felsefî Söylem Biçimi”, Türklük Bilimi Araştırmaları, Haziran 2016, S. 39, Ss. 77-92, Rıfat Günday, “Zola’nın Gerçek Ve Güntekin’in Yeşil Gece Adlı Romanlarında Dinin Çıkarlara Alet Edilmesi”, Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Aralık 2016, S. 1, Ss. 35-50 Hacer Gülşen, “Demircilerin Grevi” Şiiri Ve
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Osmanlı'da Ahlak EğitimiUmut Kaya · Ensar Neşriyat · 20130 okunma
Reklam
Reklam