Zengin erkek ve Fakir erkek arasında aşk yaşayan neriman vardır kitapta.
Garp ile Şark müziklerini karşılaştıran, müzik aletleri, yaşadığı yerler, hayvanlarini ve danslarini anlatiyor.
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,1bin okunma
Kendinizi ifade etme şeklinizi eleştirmek istemem ama sanki aynı kitabı okumamışız gibi hissettim. Kitapta hiçbir bölümde ekonomik sınıflardan bahsedildiğini hatırlamıyorum. Daha çok giyimlerine ve kişisel bakımlarına olan dikkatlerine dem vurulmuş. Eğer böyle bir ekonomik farklılık varsa bile Şinasi'yi tıraş olmaktan mahrum edecek kadar değil. Ayrıca Neriman, hiçbir zaman Şinasi'ye olan sevgisini kaybedip Macit'e gönlünü kaptırmıyor; onun da Macit gibi kendine bakmasını istiyor.
Tabiki bunlar benim kişisel çıkarımlarım ve çok değer verdiğim bir eser olduğu için anlatımınız beni etkiledi ve cevap vermek istedim umarım kişisel algılamazsınız.
Özellikle günümüz sanatçıları, " Sanat için toplum" anlayışıyla birlikte, topluma ulaşabilmek için bir arz - talep ilişkisi içerisine girmektedir. Bu topluma düşüncelerini açıklayabilme kaygısı, sanatçıları izleyici/okuyucu/dinleyici kitlenin çoğu olan ev hanımları, genç yetişkinler ve emeklilerin boş vakitlerini değerlendirme, tatmin olma ihtiyaçlarını gidermek için cinsellik ağırlıklı aşk işleme, vatanseverlik duygusunu sömürme, şiddeti meşrulaştırma gibi yollara sürüklemektedir. (Tabii yanlızca buna bağlı değil, kültürel yozlaşmaya da bağlıdır) Yazım dili ve ve konu sadeleştikçe eser üzerinde düşünme ihtiyacı ortadan kalkar ve kişi yalnızca eserde verileni alır. Ancak "Sanat için sanat" anlayışıyla oluşturulmuş bir eser ağır dili ve kapalı anlatımıyla kişiye üzerinde düşünülecek bir şey ve esere kendinden bir şeyler katma imkanı verir. Ağır dil, öğretecek daha fazla materyal oluşturur ve kişiyi geliştirir. Ayrıca sanatçı, yalnızca estetik bir kaygı duyduğu için eserleri daha özgür oluşturur. Bunlar kişisel düşüncelerim. Sonuna kadar okuduysanız teşekkür ederim ve yazım hatalarım olduysa özür dilerim. Aksi düşünceleri de merak ediyorum.
Belki de ilk kez bir Tess Gerritson kitabına hayal kırıklığı cümleleri ile başlamak istiyorum.Yazarın diğer kitapları ile karşılaştırıldığında biraz sıradan,vasat ve basit kaçmış açıkçası.Gerçekten beklentimin epey aşağısında kalan bir kitap diyebilirim.Tess’in diğer kitaplarında daha ilk sayfadan siz de konunun içine giriyor ve kitabı bir şekilde yaşıyordunuz.Ama bu kitapta hiç öyle bir duygu oluşmadı bende.Bu kadar eleştiriden kitabın konusuna gelecek olursak, genç bir kadının, döneminin en iyi pilotlarından birisi olarak gösterilen babasını bir uçak kazasında kaybolmasının üzerinden 20 yıl geçtikten sonra araştırmaya başlaması ve babasını bulmak için Vietnam’da verdiği mücadele anlatılıyor.Babasının yaşadığına dair ipuçları bakalım bu genç kadının karşısına nasıl birini çıkartacak.Unutmadan; bu kitapta Tess’in diğer kitaplarında olan tıbbi gerilimi hiç aramayın.