“Kavranamaz olanı kavrayabileceğimizi sanmamalıyız. Karşılaştırılamaz olanı karşılaştırılmamalıyız, tartışmamalıyız. Çünkü tartışan kişi tüm bu korkunç olayların gerçekliğini kabullendiğinde bile onları bir iletişimin nesnesi haline getirir ve karşısında ancak dehşet, utanç ve suçluluk duygularıyla susulacak bir şey olarak algılamaz. Yalnızca dehşet, utanç, suç ve suçluluk duyarak susmalı mıyız? Nereye kadar?”