Serhat ATLI

Serhat ATLI
@ez_serhat
Meraklı bir okur, şair…
Talebe
İlahiyat Fakültesi
Hakkâri
2 Şubat 2004
54 okur puanı
Ocak 2025 tarihinde katıldı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eğitimin Çarkları
8/10
·200 syf.··
2025 39. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 13:17
Hermann Hesse'nin 1906 yılında yayımlanan otobiyografik izler taşıyan romanı "Çarklar Arasında" (Unterm Rad), bireyin katı ve rekabetçi eğitim sistemi ile doğal benliği arasındaki ezeli çatışmasını çarpıcı bir şekilde ele alır. Romanın ana kahramanı Hans Giebenrath üzerinden, bir gencin başarı baskısı altında nasıl tükendiği ve dönemin katı Alman okullarının, bireyselliği ve yaratıcılığı nasıl ezdiği gözler önüne serilir. EĞİTİM ÇARKLARI: a) Başarı ve Baskı; Romanın en keskin teması, eğitim sisteminin birey üzerindeki yıkıcı etkisidir. • Dışarıdan Yüklenen Değer: Hans, çevresinin (öğretmenler, müdür, babası ve kasaba halkı) tek bir kritere göre değerlendirdiği bir "başarı makinesi"dir: Sınav sonuçları. Hans'ın değeri her zaman dersleriyle ölçülmüştür. Çocukluk yılları, tatil günleri bile "nefes aldırmayan" ders çalışma zorunluluğuyla geçmiştir. Bu durum, çocuğu kendi arzularından, oyunlarından ve keşiflerinden mahrum bırakmıştır. • Rekabetin Yükü: Hans'ın ikinci olarak kazandığı manastır okulu (Maulbronn Semineri), sadece ders çalışmanın değil, sürekli en iyi olmanın gurur meselesi yapıldığı rekabetçi bir ortamdır. Bu sistem, genç zihinleri bir "mekanizma" gözüyle görerek sadece bilgi yüklemeye odaklanır ve duygusal, ruhsal gelişimi tamamen göz ardı eder. • Sorgusuz Düzen: Hans, "yıllardır dönüp duran bir çark sistemi" arasında sıkışıp kalmış, bu düzene sorgusuz sualsiz ayak uydurmak zorunda olan bir gençtir. Bu çarklar, gençlerin hayatını, hayallerini ve hatta kimliklerini öğütüp yok etme potansiyeli taşır. b) Hermann Etkisi Romanın dönüm noktası, Hans'ın tam zıttı bir karaktere sahip olan Hermann Heilner ile tanışmasıdır. • Karşıt Kutup: Hermann, derslere ve sınavlara kayıtsız, sisteme meydan okuyan, edebiyata ve şiire düşkün bir tiptir. O, hayatın "sadece bir
Çarklar ArasındaHermann Hesse · Afa Yayınları · 19962,043 okunma
Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin Tekkede, manastırda eremezsin. Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada Cennetin, cehennemin üstündesin.
Puan vermedi·320 syf.··
2025 47. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 00:00
Zevkle okunurken hızlıca akıp geçen bu eser, okuru tarihe, aşka ve insanın varoluşuna tanık olmaya davet ediyor. Zamanlar arası geçişlerle, kendi çağımıza hâkim olan düşüncelere ve zihniyetlere karşı eleştirel bir bakış sunarken, her sistemin kendi evlatlarını nasıl yediğini açıkça gösteriyor. Tarihin koşullarına göre makul görülen uygulamaların, karşı tarafın evlatları tarafından tekrarlandığını; insani düşüncelerin hâkim olmasını isteyen aktivistlerin ve düşünürlerin bir bir öldürüldüğünü yalın bir şekilde ortaya koyuyor. Fransız Devrimi’ne atfen yazılmış olsa da, aslında geçmişten bugüne devrim uğruna çaba sarf eden bütün ülkelerin akıbetini anlatıyor. Bu yönüyle Anatole France’ın eseri, yalnızca bir roman değil, aynı zamanda bir tarih dersi niteliğinde. Kitapta çok sayıda bilinmeyen isim yer almasına rağmen sürükleyiciliğini asla kaybetmiyor. Okur hem tarihe hem aşka şahit oluyor. “Bugünün kahramanının yarının adisi olmayacağının garantisi yoktur” düşüncesini güçlü bir şekilde işleyen eser, insanı yüreğiyle yargılamaya davet ediyor. Yazarın Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilmiş olması şaşırtıcı değil. Sonunu tahmin ederken bile okuru şaşırtmayı başaran bu eser, terör dönemini pratikte anlatırken, teoride insanoğlunun yapısını ve varoluşumuzdaki şiddeti gözler önüne seriyor. Bu nedenle yalnızca Fransız İhtilali’ni ve terör havasını anlamak isteyenler değil, insanı ve onun doğasını kavramak isteyenler için de okunması gereken bir kitap. Her ne kadar günümüzde diğer yazarlar kadar tanınmasa da, Anatole France yazdığı eserle geçmişle günümüz arasında köprü kuruyor. Okuru bir zaman makinesiyle seyahate çıkarır gibi tarihin ve insanlığın derinliklerine götürüyor. Bu rüya, bu tarih ve bu eser, yazarın unutulmaması için yeterli ve fazlasıyla değerli bir miras
Tanrılar SusamışlardıAnatole France · Morpa Kültür Yayınları · 1999777 okunma
Çalışma arkadaşları da çoğunlukla onun gibi düşünüyorlardı. Bunlar özellikle basit kimselerdi. Yöntemle ilgili kurallar ortadan kalkınca rahatlayıverdiler. Adaletin kısa yoldan yerine getirilmesi onları memnun etmişti. Artık bu hızlı yürüyüşte onların hızlarını kesecek hiçbir engel kalmamıştı. Sanıkların düşüncelerini araştırmakla yetiniyorlardı. Bir insanın onlardan daha farklı düşündüğü hâlde yine de iyi, suçsuz bir insan olabilecegini kabul edemiyorlard. Dogrulugun, bilgeliğin ve en yüce iyiliğin kendilerinde olduklarına inandıklarından, başkalarına yanılgı ve kötülükten özge bir şey yakıştı-ramıyorlardı. Kendilerini güçlü bulup Tanrı'yı görüyorlardı. Evet, bu Devrim Mahkemesinin jüri üyeleri, Tanrı'yı görüyorlardı. Maksimilien'in tanıtmış olduğu Yüce Varlık onlan alevleriyle kaplamıştı; seviyordular, inanıyordular.
Sayfa 259·Kitabı okudu