Selamün aleyküm.
Bir Ehl-i Sünnet mensubu olarak, Yüksel Macit'in "Muvafakat-ı Ömer" eserini büyük bir merakla okudum. Konusu itibarıyla zaten bizi kalbimizden yakalayan bir eser; zira Hz. Ömer'in (r.a.) basiretinin ilahi vahiy tarafından tasdik edilmesi, bizler için bu büyük halifenin faziletinin ve firasetinin en büyük delillerindendir.
Eserin Güçlü Yanı: Konunun Önemi
Eser, "Muvafakat-ı Ömer" olgusunu akademik bir dille ele alması açısından takdire şayandır. Hz. Ömer'in (r.a.) hayatının ne kadar bereketli ve isabetli olduğunu, bir nevi peygamberane bir sezişe sahip bulunduğunu gösteren bu 25 muvafakat örneğini tek bir yerde görmek çok faydalı.
Mesela:
• Makam-ı İbrahim: "Şurayı namazgâh edinelim Ya Resûlallah!" dediği an, Kur'an'ın inerek onu onaylaması... Ne büyük bir şeref!
• Hicap Ayeti: Peygamberimiz'in zevcelerinin (r.anhunne) mahremiyetinin korunması yönündeki hassasiyetinin, yine ayetle tescillenmesi... Bu, bizler için imana dair bir güzellik.
Yazar, bu olayların İslam Hukuku üzerindeki etkisini sosyolojik ve hukuki bir zemine oturtarak farklı bir bakış açısı sunmuş. Kabul etmek gerekir ki, bu akademik çerçeve, konuya yeni bir boyut katıyor.
Ehl-i Sünnet Gözüyle Temkinli Yaklaşılması Gereken Yönler:
Ancak, bir Ehl-i Sünnet okuru olarak, eserin bazı yorum ve çıkarımlarına temkinli yaklaştığımı ve hatta iştirak edemediğimi belirtmeliyim. Bizim için "Muvafakat-ı Ömer," öncelikle imanî ve itikadî bir meseledir; yani Hz. Ömer'in Allah katındaki yüksek derecesini gösteren bir keramet-i kübradır. Yazarın meseleye daha çok hukuk sosyolojisi ve tarihsel bağlam üzerinden yaklaşması, bazı noktalarda Ehl-i Sünnet'in genel kabulünden ve usulünden uzaklaşan yorumlara yol açmıştır.
Özellikle İtiraz Ettiğim Noktalar:
1. Geleneksel Metodolojiden Uzaklaşma: Biz Ehl-i
Kürtler genellikle kırsal bölgelerde oturuyorlar. Ama 1926'dan 1970'e kadar olan zaman içerisinde şehirlere önemli bir kayma olmuştur.
Üstelik aşağıda Gürcistan Müslüman Kürtlerinin sınırdışı edilmelerinin kanıtını bulabiliriz. Onların hepsi Türk sınırına dayalı kırsal bölgelerde oturuyorlardı. İslami Kürtlerin atalarından kalma bölgeleri kendi istekleriyle terk ettiklerinin ihtimali kesinlikle yoktur. Daha önce de gördüğümüz gibi Gürcistan'daki bütün Kürtler Yezidi'dirler.