Kürtçe de Allah için iki isim kullanılır. İkisi de İslamiyet’ten önce zerdüştlüğe kadar gider. Xweda ve Yezda/ezda Xwe (kendini) da (yaratan, veren) Yez/ez (beni) da (yaratan, veren) Birindi Allah’ın kendini yaratması Diğerinde Allah’ın onu yaratması demektir Bu Kürtlerin tarih boyunca tek bir allaha inandığını gösterir tabi bazı bölgelerde başka inançlara inanlarda olmuştur ama genel olarak zerrdüşlükten bu yana Kürtler tek Allah inancı benimsemiştir. Zerdüştü de Allah’ın bir peygamberi olarak görmüşlerdir. O yüzden Kürtler Halife Ömer döneminde islamiyeti erken benimsemiş ve Ortadoğu da İslamiyet’in yayılması için de büyük çaba göstermişlerdir.
Edebiyat
Êzîdiler s144
"Biz Êzîdilerin peygamberlern yoktur. İnancımızda peygamberlerin yeri olmadığı için, bizler özünde direk Ezdanın- Tanrı'nın çocuklarıyız. Ancak diğer dinlerin peygamberlerine saygılıyız. Biliriz ki onların peygamberleri vardır. Her peygamber de kendi dönemlerinin ileri geleni, bilge ve felsefi birikimi olan insanlardır. Bizlerin Tanrı'nın Çocukları olduğumuza gelince onu şöyle ifade edeyim: 'Ezda' beni yaratan, beni var eden anlamındadır. Dilimizde gerçek açıklamasını bulan bu sözcüğü, kimse farklı anlamlara, sağa sola çekmesin. İşte biz Ezîdiler "Ezda'nın, Tanrı'nın Çocuklarıyız" Temur aslanyan Ali Haydar Ülger Çemberin Dışındaki Kürtler
Din
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
…Umut için yaşayanları birbir katletiler be ezda…
Heftê û du nefî... em jî xwedî kitêb in hêj beriya Benî Israîl me Laleş hene, me Nebî me merqed hene, me Hadî ne em in, ne ji me ne yê ku jêke genimê neseridî! me Ezda neda tu kesî ne ku yê me bû û tune bû; ew bi xwe bû yê me û wan û ew bûn ê lat û pûtan û ew bûn hevalê Ehrîman! Arjen Arî Heftê û du Nefî
Alevî Dilindeki Saklı Hakikat(Zeynel KETE)
Rêya Hakk Alevî inancının Terminolojisine, inancındaki kavram ve kuramlarına derinlikli bakmak, Bu inancın dilinin hangi kültür havzasına, hangi zaman ve mekâna ait olduğunu bilmek için, dilin gelişimindeki biyolojik ve kültürel evrimi bilmek gerekiyor. Bu gerçeklikten hareketle genel olarak biyolojik gelişim ile kültürel evrim arasındaki ilişkinin dille olan iç içe ilişkisine kısaca değinmekte fayda var. “Bu günü geçmişten damıtmak ve bu günüyle geleceği kurmak, tarihe bu perspektif ile bakmak hakikatce bir yaklaşım olur.Biz tarihin başlangıcından gizli isek, geçmişte içimizden gizlidir”(1) hakikati dil için de geçerlidir.( Taylan Çintay, İnanç İktidarı, Aram yay) İnsanin biyolojik ve kültürel evrimi iç içedir,karşılıklı bir etkileşim söz konusudur. İnsan en yakın akraba türlerinde kopmaya başlayıp insanlaşma yolunda ilk adımını attığında, geçirdiği biyolojik evrim aşaması( Homo-Erectus- ayakları üzerinde duran, dik duran, serpiyan) dik durup ele nazar edip, elini kullanmaya başlayınca ilk kültürel kırıntılar var oldu. Dil kavramı kültür kavramı ile sıkıca bağlantılı olup dar anlamda kültür alanının başat unsurudur. Dili dar anlamda kültür olarak tanımlayabiliriz. Dil bir toplumun kazandığı zihniyet ,ahlâk, estetik duygu ve düşüncelerin birikimidir. Bu bakımdan dil bir kimliktir. İnsan beynindeki gelişmeler dil öğrenmeye el verişli hale gelince kültürel birikim ve aktarım imkanı doğdu. İnsan beyninin en donanımlı merkezî uzun bir evrimsel sürecin sonucunda gelişen, beyin sapı denilen kadim köktür. İlk edapta bu kadim kök üzerinde Limbik sistem ( duygu merkezleri) beyin sapı çevresinde biçim almış, bu bölüm “ yüzük “ şeklinde olduğunda Latincede yüzük anlamına gelen LİMBUS’tan türetilmiştir. Dahaha sonra KORTEKS (kabuk) düşünen beyin haline gelmiştir. Yani biyolojik
Alıntı
Şeytana mı tapıyorlar? Marul yasak, kuru fasulye haram! Ezidiler kimdir? Ezidilik, Ortadoğu’nun kadim dini geleneklerinden birisidir. Günümüzde, Irak Federal Kürdistan Bölgesi, Türkiye, Suriye, Ermenistan, Gürcistan, çeşitli Avrupa ülkeleri ve Rusya federasyonu sınırları içinde yaşıyorlar. Eskiye nazaran nüfusları çok azalmış. Ezidi kaynaklarına göre, şu anda bütün dünyada, Irak Federe Kürdistan Bölgesi’nde 400-450 bin, Suriye’de 15-20 bin, Türkiye’de binlerle ifade edilecek küçük bir nüfus, Rusya Federasyonu’nda 150-180 bin, Avrupa’da 60-75 bin olmak üzere toplam 750 bin Ezidi yaşamaktadır. Avrupa’daki nüfusun büyük çoğunluğu Türkiye’den gidenlerdir, dolayısıyla buradaki Ezidilerin hemen tümü Türkiyelidir. Dünyadaki toplam Ezidi nüfusun yarısından fazlası Irak Kürdistanı’ndadır. Musul’a bağlı Ninova ve Duhok’a bağlı Şengal bölgeleri barındırıyor bu nüfusu. Ezidiler Kürt’tür. Hemen hemen tümü Kürtçe’nin Kurmanci lehçesinin Botan şivesini kullanıyor. Bunun yanında Ninova’da bulunanların bir kısmı şu anda Arapça da konuşuyor. Ezidi inanç sisteminin kurucusu ve peygamberi olarak kabul edilen Şeyh Adi bin Musafir, aslen Hakkârili olup Lübnan’a göçmüş bir ailenin çocuğudur. 1072 yılında Baalbek’te doğmuştur. Musul’un kuzeyinde yer alan Laleş Vadisi’ndeki eski bir manastırı bir dergâha çevirdi, bu dergâhta birçok mürit yetiştirdi, kimin yazdığı hâlâ kesinlik kazanmamış, dünyanın en kısa kutsal kitabı olarak kabul edilen ve tamamı Kürtçe olan Mishefa Reş’i (Kara Kitap) kutsal kitap belledi ve 1162 yılında vefat etti. Şeyh vefat ettikten sonra Laleş’teki tapınakta gömüldü, bu tarihten itibaren Laleş tapınağı, Musul, Hakkâri, Botan Çayı, Cizre, Nusaybin, Mardin, Van, Kafkaslar ve Urmiye’de bulunan Kürt aşiretleri içinde yaygınlaşmış olan Ezidi inancına sahip herkes için bir