Bu düşüceyi doğuran şeyin ne olduğunu pek bilmiyordum, ya da bu tam olarak düşünce değildi, bir duyguydu belki de, gerçi düşünce ile duyguyu hep birbirine karıştırmışımdır.
Hep böyle olur, bir gün, bir saat gelir, her şey düşüşe geçer ve o zaman yapacak bir şey kalmaz, sanki - yani, bu hiç olmamış gibi. Kum saatinde düşen kum tanelerinden biridir, ama bu son kum tanesidir, sonrasında hiçbir şey eskisi gibi olmaz, her şey yıkılmaya başlar ya da birbirini takip eder, olaylar bir şiirdeki dizeler gibi birbiri üstüne yığılır.
Ve bu hikâyeden bir şey anladıysam, o da bir zaman gelir, çocuklarınız artık sizin birer uzantınız olmayı bırakır. Ama bunun farkına varmak için kaç yıl geçmesi gerekir, ama sadece bizler değil, onların da bir gün hayallerimizin, hayatta yapamadığımız her şeyin bekçileri olmadıklarını anlamaları, evet, bu hayatta olmalarının nedeninin bizim aptallıklarımızı telafi etmek olmadığını anlamaları için kaç yıl geçmesi gerekir?