Onın bizzat Brahmayla aynileştiğini gördük. Bunu, öğretisi bu noktada da da­ha pekçokları gibi (biçimdeki büyük farklılıklara rağmen) temelde hint geleneğiyle ay­ nı olan İslam maneviyatından (esoterisme) aldığımız bir ifadeyle, "Ulvi Özdeşlik" ola­rak adlandırabiliriz [Guenon, vahdet-i vücud ve ayn-i cem' mefhumiarmlifade etmek üzere "identite supreme" demektedir] . Bu özdeşliğin tahakkukuna Yoga, yani varlık ve llahi tlkenin (ya da, eğer terci e il�orsa, Küllinin) derin ve özsel birleşı:ıesi vası­ tasıyla ulaşılmaktadır. Sonuçta foga kelime manası, oryantalistlerin veya teoso­ fıstlerin ileri sürdüğü hepsi birbiri� abes sayısız yoruma karşın, sadece ve sadece "birlik"ten ibarettirl . Bu tahakkukun bir "imal" gibi ya da, Shankaracharya'nın ifade­ slYJe:""önceden mev'cut olmayan bir netice hasıl olması" gibi anlaşılmaması gerektiği- ' işte bu yüzden, insanın hayat merkezinde Brahmanın mukim olduğu söylen­ miştir ve bu bilaistisna bütün insanlar için geçerlidir, yoksa yalnızca fiilen "birleş­ miş" ya da "kurtulmuş" olanlar için değil. ("Birleşmiş" ve "kurtulmuş" kelimeleri aynı mefhumun iki farklı vechesine işaret etmektedir; birincisi ilkeye, ikincisi zuhur ya da mukayyed varoluşa nisbetle tahakkuku ifade eder) . Bu hayat merkezinin kal­ bin (hridaya) en küçük karıncığına (guha) karşılık geldiği analojik olarak kabul ni de belirtmeliyiz; zira bahis mevzuu birlik, burada kasdettiğimiz manada fıilf olarak tahakkuk etmemiş olsa bile, kuvve olarak daima mevcuttur. O halde tahakkuk, birey­ sel varlığın (çünkü ancak onun açısından bir "tahakkuk" sözkonusu edilebilir) yaka­ zaya ulaşması, gerçek ve ezelf olanı yakinen idrak etmesidir sadece. 32 · VEDANTA'YA GÖRE İNSAN VE HALLERİ edilmektedir, fakat kelimenin gündelik manasındaki kalple, yani aynı ismi taşıyan fizyolojik
Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Senden yardım dileriz. Bizi dosdoğru bir yola ilet, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna.." (Fatiha, 4-7) İşte ezelf, ebedi bütün hayat denklemi bunun içindedir. Basit birkaç cümle gibi görünen Fatiha, yaratılışın, yaratıcının, yaratılmışın bütün sırlarını toplayan genel bir kanundur. Baştaki üç âyet ile sondaki üç âyetin bağı olan bu bir âyetle Fatiha bile böyle sınırsızlık üstü varlık denklemini tescil etmiştir.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Osmanlılık kurulduğu günden beri, birçok "Tekfur"ların (Bizans derebeylerinin], Hıristiyan imparatorlarına karşı Müslümanlarla elbirliği yapmaları, kavganın ne derece kanlı bıçaklı olduğuna belgedir. Bu tutum, kadim toprak ekonomisi düzenini sarmış tefeci-Bezirgån sermayenin ezelf (7 bin yıllık medeniyet kadar eski) ve her tarihcil devrimde "TEKERRÜR" eden durumdur. Tefeci-Bezirgân sermayenin, vatanı, dini, imanı gibi, izanı da vurgundur.
Sayfa 101 - Osmanlılığa Tarihcil Giriş·Kitabı okudu