Aşık bir beyinde genellikle hakim olan "bulutlu hava" hissi de muhtemelen bu serotonin eksikliğinden kaynaklanır ve bu "eksiklik", aşık olunan kişiyle bir araya gelerek tamamlanmak üzere, kişinin bütün zihinsel ve fiziksel mesaisini maşukuna yöneltmesini sağlar.
Aşk ile cinsel çekim süreçlerinin beyin mekanizması açısından örtüşen yönleri vardır fakat aşkı, aşksız şehvetten ayıran çok önemli sinirsel mekanizmalar da mevcuttur.
Öleceğini bile bile bir insan dünyaya getirmek… Ne kadar saçma. Hayatı nasıl geçerse geçsin, ömrü ölüme doğru akacak. Bu ya mutsuz olursa ya fakir olursa gibi bir şey değil çünkü onlar hem sadece bir ihtimal hem de muhtemelen gerçekleşseler bile devasa bir çaresizliğe yol açmazlar. ‘Bir yolu bulunur.’ avuntusuyla çözülebilirler büyük ölçüde. Ölecek oluşu gerçeği ise bütün kaçınılmazlığıyla ömrü boyunca var olacak.
"Tabiat her çağırdığında peşinden gidersek nerede kaldı bizim insanlığımız?" sözünü hatırlatırcasına, tamamen hayvani güdülerinin çevresinde bir hayat süren, zihinleri dışsal uyarıma karşı çıplak ve savunmasız insanlar çevremizi sarmaya başlıyor.
Bilişsel kurama göre her insan bir tür kuramcıdır ve kişisel bilim insanıdır. Hepimiz kurduğumuz kuramlara göre yaşarız, hiçbirimizin bundan kaçması mümkün değildir. Önemli olan ne kadar iyi-kötü kuramcı olduğumuz ve kuramlarımızın ne kadar iyi veya kötü olduğudur.