Ne biçim günler yaşıyorum? Neden her şey bu kadar kötü inşa edilmiş, öyle ki yüksek evler bazen nedensiz çöküveriyor. O zaman enkazın üzerine tırmanıyor ve karşılaştığım her insana soruyorum: 'Böyle bir şey nasıl olabildi? Bizim kentimizde – yeni bir ev – bugün bu beşincisi – düşünsenize.' Kimse bana yanıt vermiyor.
Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ne yazık ki bizim kentlerimizde 'nedensiz' çökmüyor binlerce bina. İnsanların akılları beş binanın yıkılmasını bile algılayamazken bize dayatılan bu sistemden midem bulanıyor.
Ölen bazı kişilerin hayvan olarak, özellikle de köpek olarak geri döndüğü söylenir. Diğer hayaletler ise ışıksal bir niteliğe sahip olabilir. Ya da bir ateş topu veya hareketli bir ışık olarak görünebilirler. Bir kapıyı çarpma, kilitteki bir anahtarı tıkırdatma veya eşya hareket ettirme gibi yaptıkları eylemlerle ya da çıkardıkları seslerle varlıklarını belli edebilirler.
Geçmişim, olmayı başaramadığım her ne varsa onlarla dolu. Uçup gitmiş anlardaki duyguları bile özlediğim yok: duygu şimdiki zamanda muhtaçtır; o an geçtikten sonra sayfa kapanır ve hikaye sürer, öykü ise biter.
Bu yaz da aynı şey oluyor. Ne yaparsam yapayım, nasıl sulayıp özen gösterirsem göstereyim fesleğenim soluyor.
Bazı şeyleri çiçeklerden öğrenmeye devam. Bazen ne yaparsan yap, her şey solar, her şey biter.
“Her şey geçer, her şey biter, hayat kalır.” demiş büyükler. Öyle mi gerçekten?
Bu yaz ilk fesleğenim solduğu zaman gidip bir tane daha aldım, onunla da özenle ilgilenmeme rağmen soldu. Bir tane daha alıp özenle ilgilenmeli mi yoksa kabullenmeli mi her şeyin bittiğini, bilemedim.