İçeride görmekten korktuğum bir şey vardı, biliyorum. Yoksa hiç solar mıydı bahçedeki güller? Kapı sonuna kadar açık, dağınık yıkı dökük evin içine hakim olur muydu hoş koku?
“Bitti mi? Bitti. Ee hani hikâyenizin sonu yoktu. Sonsuzluğun bile sonu vardır. Aşkın yok. Aşk yok. Aşk olmaz mı efendim, Öyleyse bu şiirleri kim neden yazsın? Romanları unutma onların içi daha derin. Uzun olan her cümle kaybetmez mi derinliğini? Şiir kısa mısralarının arasında sonsuzluğu barındırır oysa. Unuttun galiba sonsuzluğun bile sonu vardır. Kes kopuyor damarlarım!”
“Cennetin gözü şahidim ki aciz bedenime inat, ruhumu sizin ruhunuz için ebediyete kadar sakınacağım her kötülükten. “ gülümsedi. Öyle kaldı aklımda. Sonra bir ışık saçıldı. Bir Çınlama tıpkı ilk gün olduğu gibi.
“Korkuyorum” dedim fısıltıyla. İnsanı korku değil midir biçare ortada bırakan? Korkudur elbet. “Gitmek kalmaktan daha korkutucu olduğu için sessizce kaldım yanınızda Mine.” dedi başlarda yabancı sandığım adam.