Baştan sonu belli, vermek istediği mesaj belli, çok klasik geldi. Okumam birşey katmadı. Öylesine kafa dağıtmadık. Bi sevemedim. İz bırakan, tesirinden bir süre çıkamadığım kitapları seviyorum sanırım.
Başladığım kitapları yarım bırakamamak gibi bir huyum olmasa muhtemelen yarım bırakmış olurdum.
Tek oturuşta okudum. İçim acıyarak bitirdim.
Nasıl bir kitaptı deseler susup kalınacak cinsten…
Ağır, acılı, gerçek ama bakmak istemeyeceğiniz bir yerde duran soğuk bir gerçek…
Tam bir 70’ler Türk sineması. Klasik bir hikaye, zorlama bir LGBT mesajı. Ne suya ne sabuna dokunmayayım.Kıbrıs’tan bahsedeyim ama konuyla ilgili de taraf olmayıp kimsenin elektriğini de çekmeyeyim.Herkese de mavi boncuk dağıtayım. Ama ille de bir LGBT diyip de bu ödül adaylıkların da cebime koyayım.Elif Şafak’ın birçok kitabını severek okumuş biri olarak benim için ciddi bir hayal kırıklığıydı. Buna sanırım yumurtasını şeytana satmak diyorlar. Çok satanlar listesine girmek için, ödül almak için LGBT alkışcısı olmak.Netflix‘ten çok şey öğrenmiş. Yazık…
#Kirpininzarafeti roman kılığına girmiş bir felsefe kitabı aslında…
Az olay kurgusunun içinde inanılmaz güzel tespitler yapılmış.
Entelektüel bir kapıcı karakter üzerinden orjinal, hicivli, az kurgulu ancak çok mesajlı bir kitap…
Postitler ve altı çizili satırlarla dolu bir okuma oldu.
Okumaya değer…
Tam bir Nazan Bekiroğlu klasiği… olay örgüsü, karakter derinliği, betimlemeler harika. İnsan okumuyor yaşıyor resmen.
Roma, yedi uyurlar, bir köpek, insanın zalimliği…
Hikayeye girmek biraz zaman aldı açıkçası… Nar ağacı kitabı gibi hemen kapılmıyor insan akışa.O yönüyle diğer kitaplarını arattı ama yine öğretici ve insanın içinde yoğunluğunu hissettiği bir kitap olmuş.