“cemiyetin vahşi, zehirli bitkilerle dolu, her dalında uğursuz baykuşların mânasız telkinler yaptığı sık ağaçlı ormanlarında çetin yolculukların başlangıcı için sabahı beklemeyiniz. sabahı beklemek öğleni, öğleni beklemek akşamı beklemek gibi bir ruh gevşekliğini doğurur.”
“yüzünü duvara döner, hiç ses çıkarmamaya gayret ederek göz pınarlarına dolup sonra ılık ılık aşağıya, yanaklarına doğru akan, dudaklarına ulaşarak tuzlu tadını bırakan gözyaşlarını sayardı.
bir sağ gözünden
bir sol gözünden
işte biri çenesine kadar ulaştı
öbürü -yazık- yarı yolda kaldı
ağlamak bu muydu?”