Elimdeki pek az bilgiyle büyülü bir yer; ay ışığı altındaki evrensel komplonun karanlık merkezini iyi yaratmıştım. Neden yararlanmadım ki bu yaratıcılığımdan? Daha kim bilir neler yapabilirdim! Syf. 478
.
2011'de aldığım defalarca başlayıp bıraktığım kitap an itibariyle bitmiş bulunuyor. On yıldan sonra ayrılıyoruz. :) Bu yarımları bitirme çalışması iyi geliyor bayağ. Umberto Eco, tarihsel roman kurgusuyla dissosiyatif amnezi bir kahramana gerçekten de tam bir kolaj yansıtmış. Toplumsal olaylar, siyon bilgeleri protokolleri, komplolar, şehir efsaneleri, dedikoların yarattığı paralel evrenler, sahte belgeler, komün günleri, ayaklanmalar, masonlar, düzenbazlıklar, cinayetler, salgın hastalıklar, sanatçılar, psikiyatristler, antisemitikler, yemek tarifleri bazı haşlamaları denemeyi bile düşünüyorum. Talking cure'ler, tarih tekerrürden ibarettir dedirten paragraflar...
.
Aslında minör bir edebi dilede atıflar vardır Prag Mezarlığı'nda. Halkla kopuşu şiddetlendiren Prag Ekolüne de "Sion Düşü" üzerinden bir nanik yapar gibi sanki. Ucundan ucundan her şeye değinir.
Belkide dissosiyasyonla yersiz-yurtsuzlaşmadan kaçış vardır Eco'nun Simonini karekterinde. Deleuze ve Guattari'nin ilk yerli-yurtluluklarını besinlerde bulan ağız, dil ve dişlerdir der; karekterimiz haşlamalarla gurme lezzetlerle kişilik bölünmesini dil üzerinden sonra kendi kendine günlüklerde yazışarak tedavi eder ve hatırladığı alter egosunu birleştirerek dili yeniden yerli-yurtlulaştırır.
.
Çok fazla isim ve olay var takip etmesi çok kolay değil, flashbacklerle işlenmiş ve araya zaman koymadan kısa aralıklarla okunmalı yoksa okumayı başa almak gerekebilir. Bir yalandan doğan bir tarih ve tarih sahnesinde başroldekiler. Bazılarına tanık olduğumuz formlar romanda ustalıkla işlenmiş. Bazı yerlerde artık bırakayım