Salome'dan okuduğum 2.kitap ve saygımın arttığı, kendisine daha da hayran olmamı sağlayan kitap. İnanılmaz akıcı zaten kısa bir öykü ama 64 sayfada bu kadar akıcı ve derin bir öykü anlatabilmek takdir edilesi.
Kitabın konusu aşkı ve bireyselliği arasındaki kadın karakterimizin öyküsü. Benno adındaki nişanlısı nişanı bozduktan sonra Paris'e taşınıp orada sanatçı kimliğini yaşayabilen fakat 5 yıl sonra Benno ve annesinden gelen mektup üzerine onların yanına dönüp yaşadıklarını okuyoruz. Gabriella karakteri feminist bakış açısını, anne karakteri eski dönemlerdeki klasik ataerkil düzendeki ama kızını destekleyen bir anne modelini temsil ediyor.
Kitaptaki feminist söylemler,ataerkil düşüncedeki kadınların ve erkeklerin bakış açısı yerinde eleştrilmesi yazıldığı döneme bakarsak fazlasıyla etkileyici.
Nietzche, Freud gibi önemli isimlerin kendisine aşık olmasıyla bilinen bir yazar kendisi, bazı kesimler tarafından narsist olarak nitelendirilmiş fakat birin aşkına karşılık vermediği için kimsenin narsist olduğunu düşünmüyorum.Evliyken farklı biriyle aşk yaşadığı söylentisi dolayısıyla yapılan yorumlar var ancak doğruluğu kesin olmayan bir söylenti yüzünden yazarı karalamanın anlamsız olduğu kanısındayım. Çağının ötesindeki bu yazarı karalamak elbette istenmiştir , bunun payı olduğunu düşünüyorum bu söylentilerde. Ne de olsa aslı var mı yok mu bilemeyeceğiz o yüzden insanların gündelik yaşantıları yerine bize yansıyan, etkileyen kısmına odaklanmalıyız. Yazar kimliği üzerine düşünürsek eğer okunmaya değer, cesur bir kadın yazar olduğunu görebiliriz. Fakat her konuda olduğu gibi bu konuda da bir düşüncenin körü körüne destekçisi olan insanlar (Nietzche'ye olan desteklerinden ötürü Salome'a yapılan birkaç yaftalama gördüğüm için söylüyorum), yazar kimliği yerine gündelik
ArayışlarLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202412bin okunma