Eğer bir efendi, oğlu için bir gelin alır ve oğlu da onunla cinsel ilişkiye girerse, fakat sonra kendisi gelinin koynuna girer ve bu şekilde yakalanırsa, bu efendi bağlanır ve nehre atılır.
Eğer bir efendi, oğluna bir gelin alır ve oğlu onunla cinsel ilişkiye girmezse, fakat bizzat kendisi gelinin koynuna girerse, gelinine bir gümüş minanın yarısını öder ve o, gönlünün istediği erkekle evlenebilsin diye, babasının evinden getirdiği ne varsa hepsini tazmin eder. (Hammurabi Kanunlarından)
Avarların yayılmasını belli bir dereceye kadar durduran tek etken Türklerin batıya doğru ilerlemeleri idi. 576'da Türk birlikleri Kırım'da Bosporus şehrinde idiler, 579 dolaylarında Khersonesos yakınlarında dolaşıyorlardı. 584 yılının sonuna doğru Ankhialos yakınlarında ordugah kurmuş Avar kağanı, kendi ülkesinin Türk saldırılarıyla tehdit edilmiş olduğu haberini alarak, başarılı seferinden vazgeçip aceleyle Sirmium'a doğru çekilmek zorunda kalmıştı.
Avarlarla Bizans arasında, 574 dolaylarında, savaş bir kez daha patladı, muhafızların kumandanı Tiberios yenildi. Daha sonra 574 yılının sonunda, aynı Tiberios, bunamış II.Iustinos'dan yönetimi devralmış, yıllık 80,000 altını ödeme yükümlülüğünü kabul ederek Avarlarla yeniden barış yapmıştı. Bunun sonucu olarak Türkler, kaçak uyruklarıyla uzlaşmaya giren Bizans'la bütün ilişkilerini kestiler.
Ünlü Bayan, Avarların kağanı olarak, ilk kez bu çağ tarihinin başlıca kaynağı Menandros Protektor'ca 562 yılıyla ilgili olarak anılıyor. (...) 567'de Sirmium Gepidlerce Bizans ordularına verilmişti; fakat kağan, şimdi Gepidya'nın hakimi olarak, fethedilmiş ülkenin eski başkentinin kendisine aktarılmasını istiyordu. Bundan başka yenilmiş Uturgur ve Kuturgurların hakimi olarak imparatordan almakta oldukları yıllık ödentiler üzerinde hak iddia etti. Avarları kendilerinin kaçak uyrukları sayan Türklerle bir ittifak kurmuş olan II.Iustinos Bayan'ın her iki isteğini de reddetti.