Feyza Akçay

Feyza Akçay
Tarih - Edebiyat - Çizgi Roman - Sosyoloji - Mitoloji - Felsefe - Dil - yine Tarih

Feyza Akçay

, bir kitap okudu
5/10
·440 syf.·
31 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2016 21:52
·
2016 4. kitabı
Diane Ducret
6.4/10 · 30 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2021 13:39
Okuduğum 3. Vonnegut kitabıydı (Diğerleri Otomatik Piyano ve Mezbaha 5). Yazarın tarzına alışkın olmayanlara itici gelebilir zira en olağandışı romanlarından biridir. Diğerlerine nazaran bunda uçuculuk seviyesi oldukça yüksektir. O yüzden şans vermek, anlamak isteyenler öncesinde biri Otomatik Piyano olmak üzere en az 2-3 romanını okumalılar bence. Basit bir kurgusu var, buna karşılık eleştirmek istediği ne varsa dibine kadar sıyırmış. Aslında öyküyü basitçe oklarını hedefe fırlatmak için bir araç olarak kullandığı hemen anlaşılıyor. Yazar Amerikan toplum yapısı özelinde ırkçılığa, adaletsizliğe, eşitsizliğe, açgözlülüğe, şiddete, düzenbazlığa vs vurdukça vuruyor, vurdukça vuruyor. Bunu yaparken kullandığı mizahi dil saldırganlığının dozunu arşa çıkararak daha çok dikkatimizi çekebiliyor. Öte yandan sayfaları çevirdikçe kitabın bir kader-özgür irade tartışması ekseninde ilerlediğini farkediyorsunuz. Burada aslında hikaye ve eleştiriler bir yana yazarın aslında ortaya koymak istediği tüm düşüncesinin bu olduğunu farketmemek mümkün değil. İnsanın mantık dışı davranışlarının olağan sonuçlarını kadere bağlamasına giydirmek kitabın esas amacı gibi görünüyor. Zaman geçtikçe defalarca okuyacağım bir kitap olarak kütüphanemde yerini aldı. Ancak bana göre yazarın başyapıtı elan Otomatik Piyano’dur.
Edebiyat
Şampiyonların KahvaltısıKurt Vonnegut · April Yayıncılık · 20154 okunma
Germinal’i yeniden okuyasım var ama okunmamış kitaplara da zaman gerekli.
Edebiyat
Hangi adalet?
10/10
·736 syf.··
2021 7. kitabı
·
76 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2021 20:01
Öncelikle belirteyim ki bu bir incelemeden ziyade kitabın bana hissettirdikleridir. Bolca spoiler içerir ama zaten bu türden bir kitabı “acaba sonunda ne olacak” heyecanı yaşamak için okumaya niyetlenenler bence tercihlerini Grange, Dan Brown, Ahmet Ümit’ten yana kullansınlar, en azından okuduklarının hakkını verirler. (Dalga geçmiyorum, o yazarların kitaplarını da ayrı severim) Oldum olası denizci öykülerini sevmişimdir. Belki de biraz bu yüzden bu kadar içine daldım Pequod’un. Roman boyunca kendimi bir tayfası gibi hissetmekten alamadım. Roman boyunca bir yandan Moby Dick’in nasıl bir iblis, bir canavar; buna karşılık bacağını bu şeytana vermiş Ahab’ın nasıl bir mazlum, bir hak sahibi olduğu okurun zihnine işlenmeye çalışılırken öte yandan gerçek iblisin kim olduğu sorgulattırılıyor. Güçlü olan beyaz balina, öyleyse haklı olan Ahab mıdır? Kaptanın intikamı bir hak mıdır yoksa kopmuş bacak bir mükafat mıdır? Beyaz balina öldürülmeyi haketmiş midir yoksa o gerektiğinde gazabını salıvermekten çekinmeyen bir tanrıyken, kibri, tamahkarlığı ve hırsıyla Ahab iblisin ta kendisi midir? Ya tayfasını ödül vaadiyle yoldan çıkarıp umarsızca ölüme götürmesine ne demeli? Acaba o tayfa kutsal bir savaşın neferleri olduklarını mı düşünmüştür yoksa deccalin ardında yürüdüklerini mi? Peki sağ kalıp öyküyü bize aktaran Ishmael şansıyla mı kurtuldu yoksa ibret olması için Moby Dick tarafından mı bağışlandı? Kurtuluşunun aracının bir tabut olması ne kadar talihli olursak olalım ölümün bir nefes kadar yakın olduğunu hep hatırlatmak için değildir de nedir? Ve ah, Starbuck, en çok sana yandım. Hırsına ve kibrine kurban Ahab’ı anladım, Ahab’daki zehri hep canlı tutan Fedallah’ı, ödül uğruna gözlerini karartan tayfayı, hatta umarsızlığı ilkesizliğe yol açmış neşeli Strubb’ı bile anladım da
Edebiyat
Moby DickHerman Melville · Yapı Kredi Yayınları · 20217,3bin okunma