Kaliteli korku/gerilim edebiyatından keyif alan biri olmama rağmen vampir, kurt adam vs öğelere mesafeli olmuşumdur. Ama popüler kültürde sağlam bir yeri olan drakula/vampir imgesinin birincil kaynaklarından biri sayılan Dracula kitabını okuyup korku kültürünün geçmişteki izlerini sürmeyi uzun zamandır istiyordum, nihayet gerçekleştirdim.
Dracula'nın kökenlerine dair bolca ve iyi inceleme olduğu için doğrudan kitaptan bahsedeceğim.
Yazım Tarzı: Kitap klasik 1. veya 3. şahıs bakışları yerine günlük, mektup, gazete haber ve makaleleri, telgraf gibi yazılı metinlerin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş. Bunlar farklı kişilerin gözlerinden ve belli bir tarih sırasıyla düzenlendiğinden hem belli başlı bazı karakterlerin bakışıyla olayları takip edebiliyor hem de bir zaman karışıklığına uğramıyorsunuz. Yazar bunu iyi kotarmış, ben sevdim ama herkes sevmeyebilir. Yine de bu tarzda okuma yapmayanların iyi bir tecrübe edinmesi için örnek olabilir.
Dil: Kitap 19. yüzyılın o ağdalı ve derin edebiyat diliyle yazılmamış. Rahat okunuyor, sürükleyiciliği yerinde. Çok fazla edebi derinliği yok, bu açıdan tatmin etmeyebilir. Bir de çok fazla tekrar ve gereksiz şatafatlı cümleler yer alıyor. Bunlardan arındırılsa belki bir 100 sayfa daha incelecektir. Bu durum bazen yorabiliyor.
Kurgu: Benim hoşuma giden bir kurgusu var ama özellikle hareketli, heyecanlı vampir maceraları bekleyenler hayal kırıklığına uğrar. Popüler kültürde alışık olduğumuz hikayelere benzemiyor. Daha sakin, karakterlerin beyin fırtınalarını daha çok izliyoruz. Konuyu hiç bilmiyor olsak bence gerilimi ve gizemi oldukça yüksek bir roman olurdu ama artık olaya hakim olan bir nesil olduğumuz için şaşırtan, merak ettiren, geren pek fazla şey bulamıyoruz. Ama buna rağmen bazı noktalarda beni germeyi ve sayfa