Bilmem nedendir gözlerimin bu buğulanmak sevdası
İçimi kaplayan hüzün dalgası ve
boğazımdaki düğüm
Anlamamam nedendir bu sevgiye muhtaçlığım
Biri elimi tutsun diye yalvarışlarım ve
gece çöktüğündeki yanlızlık
Sorarım nedendir tutamadığım gözyaşları
Çaldığım tüm kapıların yüzüme kapanışı ve
bitkin düşmem savaşmaktan
Ama sen hiç sevmedin ki, ne tanrıyı ne de hiçbir kimseyi. Öküz derisi kadar sert ve kabasındır sen. Ama yine de tanırım seni. Öğleden sonra gideceksin.Dolaşıp duracaksın her yerlerde de gene kanmayacaksın bir şeye. Sanki bir şey kaybetmişsin gibi oradan oraya dolanıp duracaksın ancak. Heyecandan yiyip bitireceksin kendini. Duracak kadar hızlı vuracak kalbin, çünkü sevmiyorsun ve huzurun yok. ve sonra birden sönecek içindeki şey, yıkılıp kalacaksın. Hiçbir şeyin faydası olmayacak o zaman.
" Eh vakti, rahmet, rahmet, rüzgarı seven ne ağaçlar var, rüzgarında eteğine binip kanat çırpmadan kıtaları geçen ne kuşlar var, ah kozalağım dökülsün de az rahatlayayım diyen ne yaşlı çamlar var, var da var, hayat bu, bir sen bir de ben mi ? "
Kendini belki ilk kez seyredilmeye değer bulmuş gibiydi, bir belgesel gibi biri de arka fondan bunun aslında ne olduğunu mütemadiyen anlatsın, hep alaca kuşlara bakanlar kül rengi serçeyi de fark etsinler istiyordu.