Stefan Zweig'in hayatından ögelerde bulunduran 93 sayfalık bu eser, size birbirine oldukça zıt olan Mirko Czentovic ve Dr.B.'nin hikayelerini sunacak.
Dr.B'nin sabırsızlığını ve Mirko Czentovic'in yavaşlığını okurken, yazarın ikilemlerini ve düştüğü ruh halini anlayacaksınız.Satranç, kesinlikle kitaplığınızda bulunması gereken kitaplardan.
“Durumun korkunçluğu nedeniyle, bir Siyah Ben ve bir de Beyaz Ben olmak üzere, bu iki parçaya ayrılmayı en azından denemek zorundaydım, çevremi saran o korkunç hiçliğin altında ezilmemek için.”
Zewig, Zweig ve tekrar Zweig. Bu adamın kötü bir kitabı var mı biri bana göstersin. Ölümünü düşündükçe öyle üzülüyorum ki.
Amok Koşucusu da diğer çoğu kitabı gibi bir solukta okunan, zamanı elinizden alıp, sizi hikâyenin kahramanı yapan ya da onu dinleyen kişi olarak sizi olay kurgusuna dâhil eden bir anlatım içeriyor.
Hikâye, bir gemi yolculuğunda esnasında, romanı anlatan kişi ile hikâyeyi anlatan kişi arasında geçiyor. Bu yorumda olayları anlatmamın bir anlamı yok çünkü okunmadan tadına varılamayacak bir öykü. Kitabı bitirdiğinizde, kısa bir film izlemiş ve üzerine su içmiş gibi ferahlıyorsunuz. Lakin insanın gurur, kibir, inat uğruna neler yapabileceği üzerine duran bir öykü kurgusuna tanık olacaksınız.
Akıcı bir anlatım, güzel bir çeviri, gününüzün güzel geçmesini sağlayabilecek bir kitap daha Zweig’ten.