Eşekli Kütüphaneci
8/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:33
Güzel bir kitap güzel bir anlatım. Çok masum gösterilen karakterler ve hep olumlu gösterilen çabalar eylemler... İnsanımızın misafirpeeverliği tartışılmaz. Tabiiki de hemen gaza gelip ayaklanması da... Bu yunan kesimi içinde geçerli... Nedenler mi hep aynı siyasetçiler ve dini temsilciler... Tek eleştirim hiç bir şey bu kadar masum değildir ve hiç bir kitapta... Kitaplar istenildiğinde silah ta olabilir ilaçta... Kalemi kullananın kelimeleri ustalıkla işlemesi en büyük hakareti bile masum gösterir. O nedenle her kitabın denetlenmesinden yanayım. Tabii denetleyenlerinde ne kadar tarafsız olacağı her zaman soru işareridir. Okumak cehaleti öldürür...
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
8/10
·496 syf.··
2026 61. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:00
Yakışıklı, uçarı, sorumsuz ve çapkın Çavuş Troy... Saygın, ağırbaşlı, oturaklı ve zengin Blakwood... Veee Bathsheba'ı canından bile çok seven, becerikli, girişken, fedakar ama fakir Gabriel... Bu üç talihliden hangisini seçeceğine karar veremeyen, başına buyruk, cesur, bağımsızlığına düşkün, genç ve güzel Bathsheba. Kitap Gabriel ile Bathsheba'nın karşılaşmalarıyla başlar. Gabriel, daha ilk görüşte ondan etkilenir. Bathsheba ise amcasından miras kalan çiftliği yönetme işine soyunur. Bu süreçte Gabriel yaşadığı bazı talihsizlikler sonucunda Bathsheba'nın çiftliğinde çobanlığa başlar. Gabriel'in ona olan sevgisini içine gömmekten başka çaresi yoktur artık. Bathsheba bir yandan çiftliği yönetmeye çalışırken diğer yandan evleneceği kişiyi seçmeye çalışır. Bizler de kitabı "Onu mu, bunu mu seçecek?" diye hem merakla hem de Bathsheba'nın kararsızlıklarına sinir olarak okuruz. Bakalım Bathsheba doğru kararı verebilecek mi? Hep "Aşk mı, mantık mı? "diye soruyoruz ama bu ikisinin birleştiği başka bir seçenek daha yok mudur acaba? Kitap bizi hayali Wessex'teki Everdene Çifliğinde gezdirecek, Çoban Oak ile bizlere koyunları otlatacak ve çiftçiliğin inceliklerini öğretecek. Yazar başta önemsiz gibi görünen olayları birbirine çok güzel bağlamış. Karakter sayısının az olması okumayı daha da kolaylaştırıyor. İçinizi ısıtacak bir aşk hikâyesi okumak istiyorsanız bu kitabı listenize eklemelisiniz. Zaman zaman durağanlaşsa da güçlü kadın karakterleri okumayı sevenler bu kitabı büyük bir keyifle okuyacaklardır. Sonuyla kalbimi fetheden bir kitap oldu. Son olarak genç kızlar, kendinize Gabriel gibi seven bir eş seçin. Tabii bulabilirseniz. Bir de erkekler, rica etsem sevgilinizi Gabriel gibi sevebilir misiniz? Kitaplı günler. . .
Çılgın Kalabalıktan UzakThomas Hardy · ‎Can Yayınları · 20254,386 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
#OkudumBitrdim Muhabbet tılsımı/Hüseyin Rahmi Gürpınar Yazarın tüm kitaplarını severek okuyorum. Bu eserinde de yine hicivli anlatımı, mizahi tarzıyla uzun zamandır okuduğum acılarla dolu kitaplardan sonra çok iyi geldi bana. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Muhabbet Tılsımı romanı, Fakir mahalledeki Ali Bekir'in Konağa evlatlık olarak girmesiyle başlayan olay örgüsü çerçevesinde , Adnan Şemi paşa Konağı ve avanesi etrafında şekillenen, aşk acısıyla sevdiklerini kendine bağlamak isteyen insanların çareyi muska, büyü ve tılsımlarda arayışını anlatıyor. Bu zaafı fırsata çeviren üfürükçüler, sahte hocalar ve çıkarcı kişiler, insanların duygusal zayıflıklarını kullanarak onları sömürüyor. Yazar, Mizahi ama eleştirel bir anlatımla , hurafelere karşı halkın ne kadar musait olduğunu, bu işin ne kadar alıcısı olduğunu, cehaletin ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne seriyor. Romandaki asıl tehlike tılsımın kendisi mi, yoksa insanların çaresizliklerini sömüren sahtekârlar mı? O zaman sizede bir muska tarifi vereyim belki lazım olur; "Yeni doğmuş çocuk kakası, hüthüt yumurtası, dökülüp ezilmiş Kırlangıç gagası, yarasa derisi, farenin gerisi, üç yüz pirenin ezilip zerrin nigâr tohumu ve nöbet şekeriyle karıştırılarak saf macun halinde yenmesi."(Arka kapak yazısı) Bu işlerin demekki alıcısı varmış ki rağbet görüyor. Maalesef günümüzde de devam ediyor bu işler.
Muhabbet TılsımıHüseyin Rahmi Gürpınar · İthaki Yayınları · 2023227 okunma
Deniz Emekçilerinin ve Doğanın Romanı
8/10
·192 syf.··
2026 37. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 14:11
Banakalankelimeler okuma grubumuzla "doğa ve insan" teması için seçtiğimiz, Cevat Şakir’in ilk ve en önemli yapıtı kabul edilen Aganta Burina Burinata, sıradan bir deniz sevdası öyküsü olmanın çok ötesinde bir eser. Roman; doğa-insan diyalektiği, Erken Cumhuriyet Dönemi’nin denizde şekillenen emek süreçleri ve sınıfsal tezatlıklar üzerine kurulmuş çok katmanlı bir yapıya sahip. Cevat Şakir’in şiirsel ve mitolojik üslubuyla okuduğumuz bu eserde; mekânların insan doğası üzerindeki etkisini, emeğin ve emekçilerin deniz ile kara gibi iki farklı evrende nasıl şekillendiğini çarpıcı bir şekilde görüyoruz. Romanda deniz, zengin-fakir ayrımını ortadan kaldırıp fırtınaya karşı tüm tayfayı eşit bir biçimde bir araya getirirken; kara ise hiyerarşiyi, toprak ağasını ve marabalarını yaratıyor. Yazar, bu karşıtlığı kurarken denizdeki tekelcilik, işçilerin mesai saatlerinin belirsizliği ve tehlikelere karşı önlem alınmaması gibi dönemin yakıcı sömürü sorunlarına da cesurca parmak basıyor. Tüm bu tezatlığı ve dramı okurken okuyucunun hiç yorulmaması; arka planda sürekli denizin sesini duymamız, ağların dokusunu, toprağın kuruluğunu hissetmemiz ve en önemlisi bir insanın denize olan o amansız tutkusunun içimize işlemesi, bana göre Cevat Şakir’in en büyük başarısı.
banakalankelimelerokumagrubu
Aganta Burina BurinataHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20226,2bin okunma
Herkes ölecek ama nasıl?
7/10
·38 syf.··
2026 34. kitabı
Émile Zola bu kitabında aslında ölümü değil geride kalanları anlatmış. Her öyküde ölen karakter farklı bir sosyal statüye sahip. Bir kontun ihtişamlı yatağından, son anında bile çalışmak zorunda olan bir işçinin sefaletine kadar... Ölümün, farklı sınıflardan olan insanlar için ne kadar farklı anlamlar ifade ettiğini gözler önüne seriyor. Ölüm herkes için trajik olmayabilir. Önemli olan geride kalanlara ne olduğudur... Ölüm hiçbir zaman sadece ölüm değildir. Ardında para, güç, statü bazen de acı, açlık, çaresizlik saklayan bir kapıdır. Bu dünyada adil olan tek şey ölümdür deriz, eninde sonunda herkes ölecek. İyi - kötü, güzel - çirkin, zengin - fakir... Sağlık ve eğitim sorunlarında kurtarıcı olan para ölüm karşısında koca bir hiçtir. Peki nasıl ölmek daha iyidir? Yatağınızda huzur içinde, ardınızda sizi seven yaslı bir aile veya büyük bir miras bırakarak mı yoksa ölüm kapıyı çalarken son anlarında bile çalışmak zorunda kalarak, ailenin geleceğini ve geçim kaygısını düşünerek mi? Ölüm herkese gelir ama şartlar ve imkânlar her zaman farklıdır. Yani özetle bu dünyada hiçbir şey adil değildir. Ölüm bile... Nasıl Ölünür Emile Zola
1000Kitap
Nasıl ÖlünürEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202424,4bin okunma
Fakir ama gururlu...
8/10
·195 syf.··
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:28
Hani bizim kültürümüzde çok bilindik bir tabir vardır ya: "Fakir ama gururlu..." İşte bu kitabı okurken, tam olarak öyle bir karakterin hayatını izliyoruz aslında. Cebinde tek bir kuruşu bile yokken sokakta bulduğu parayı başkasına verebilecek kadar asil, en değerli eşyalarını rehin bırakırken bile o dik duruşundan, karakterinden asla ödün vermeyen bir roman kahramanı var karşımızda. "Kahramanımızın adı ne?" derseniz, söyleyemiyorum; çünkü kitap boyunca adı hiç geçmiyor. Sadece bir bölümde, o da mecbur kaldığı için uydurma bir isim kullanıyor, o kadar. Karakterimizin öyle ilginç psikolojik gelgitleri var ki... Bazı zamanlar cebindeki üç beş kuruş parayı ya da midesine giren tek lokma yemeği hem cebine hem de bedenine resmen yük olarak görüyor. Para bulduğu veya karnını doyurduğu anlarda Tanrı'ya şükrederken, sadece birkaç saat sonra aynı Tanrı'ya isyan edebiliyor. Dini anlamda pek bir tutarlılığı yok anlayacağınız; hatta dine oldukça uzak olduğunu bile söyleyebiliriz. Zaten romanda daha önce gittiği yerlere defalarca uğrarken, bir rahibin yanına sadece tek bir kez gidiyor; onda da rahibi yerinde bulamayınca arkasını dönüp gidiyor ve bir daha asla oraya adımını atmıyor. Sayfaları çevirirken aç bir insanın psikolojisini, o anlık duygu değişimlerini, gururla çökmüşlük arasındaki o ince çizgiyi sonuna kadar, iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Dört bölümden oluşan bu eserde, alışılagelmiş o klasik giriş, gelişme ve sonuç bölümleri yok bana göre. Biz sadece, 1890'lı yılların Norveç'inde, hayatın kendi akışı içinde açlıkla boğuşan bir insanın, normalde görmediğimiz, bilmediğimiz sokaklarda ve köhne mekanlarda hayatta kalma mücadelesini okuyoruz.
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,7bin okunma