Loc’hlaith

Loc’hlaith
Anadolu Üniversitesi Tarih
24 Aralık
445 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
2/10
·360 syf.·
2019 97. kitabı
Warcross konusunu ve çıkacağını duyduğum anda beni çok heyecanlandıran bir kitap olmuştu. Neredeyse hiçbir beklentimi karşılamadı. Eski bir bilgisayar bölümü öğrencisi olan, Metin 2 - Counter gibi oyunlarla büyüyen ve en nefret ettiği şey kod yazmak olan bir kız olduğum için mi böyle oldu bilmem, beni tatmin etmedi. Başlarda o dönemdeki teknolojiyi gerçekçi bulmakta zorlansam da bir noktada kendime “Var işte, irdeleme.” diyerek sunulan bilgileri “sorgulamadan, mantığını düşünmeye çalışmadan” kabullenmemle birlikte kitap az da olsa aktı. Deep Web tarzındaki bölgeler, kodlar, 0-1 göndermeleri, aranan adamın Sıfır olarak anılması, en azından mantığa uyan, düşünülmüş birkaç detay olduğunu gösterdi ve bu kısımlar hoşuma gitti. Etraftaki detayların ortaya öylesine atılmış şeyler olmadığını bilmek irdelememe kısmını çok az da olsa dengeledi. (En azından yazar az da olsa araştırmışc tamamen boştan atmamış dedim.) Olay akışı iyi gibiydi, ancak ben oyunları pek sevmedim hatta sıkıcı ve saçma buldum -konunun bu oyunlar etrafında geliştiğini düşünürsek çok kötü bir şey- herhalde beklentim farklı bir yöndeydi, ancak ne beklediğimi ben de pek bilemedim. Kitap genel itibariyle idare eder seviyesindeydi, (bitirebildim çünkü) Özellikle iki nokta beni fazlasıyla rahatsız etti. Birincisi karakterlere bağlanamamak, ikincisi ise sondaki yanlış mesaj. Baş karakterin sırf bilim kurgu - distopya karakteri bir şeylere karşı çıkmalı amacıyla, bir ütopya yaratma ihtimali olan teknolojiye karşı çıkması ve o konuda yaptığı savunma beni yedi bitirdi. “Bu teknoloji mükemmel ancak senden sonrakiler onu korkunç amaçlarla kullanır, bu yüzden var olmamalı” demek zor muydu da “İnsanları. seçim şansı olmalı.” diyerek kötülüğü özgürlük olarak lanse ediyorsun? Evet kötülük yapma hakkı olmalı ancak kişinin
Warcross - Bir Sanal Gerçeklik OyunuMarie Lu · Yabancı Yayınları · 20178,3bin okunma
Reklam
2/10
·424 syf.·
2018 2. kitabı
Ülkemizde #KötüÇocuk akımını başlatan iki şey var. Birisi bu kitap, diğeri bir film olan Tres Metros Sobre el Cielo Türkçe'ye çevrilmiş haliyle Aşka Yükseliş (ne mana ise) Bu ikiliden sonra Türkiye'de bu türe ilgi arttı. Tıpkı Alacakaranlık sonrası vampirlerin artması gibi. Sonra wattpad e bulaştı. Yazıldıkça yazıldı, çizildikçe çizildi. Saçma sapan bir hal aldı. Kitabın konusu bizim ülkemizdekilerden biraz daha iyi, bu türün böyle klişeleşmediği bir dönemde okuduğum için hatta ilgi çekici bile gelmişti. Bir kafes dövüşçüsü olan Travis ile aslında hiç de masum olmayan, masummuş gibi davranan kız Abby'nin aşkını anlatıyor. Travis bir dövüşçü olmanın yanı sıra tam bir çapkın. Yani kızların uzak durmak isteyeceği türden bir erkek. Bizdeki kötü çocuk gibi aslında iyi değil. Kızları gerçekten mahveden türden. Onlarla yatıp bir daha aramayan, hislerini umursamayan, adam döverek para kazanan bir serseri. Abby'i arkadaşlık bahanesiyle yatağa atma planları yapıp sonunda kıza aşık olacak kadar da akıllı. Abby ise sırlarla dolu, geçmişi karanlık. Garip bir aşk hikayesi olduğunu söylemeliyim. Aşk kitaplarıyla aram iyi değildir, ama çerez olarak okunabilecek bir kitap. Kötü çocuk sevenler için piyasadakilerin en iyisi denebilir. Bu tarzı sevmeyenler kitabı gördüğü yerde kaçarak uzaklaşabilir.
Tatlı BelaJamie McGuire · Yabancı Yayınevi · 20131,455 okunma
8/10
·320 syf.·
2018 1. kitabı
Aslında kurgu ve olaylar güzel ancak çok zorlama detaylar var. Mantığa yatmayan kısımlar var. Kalemi böyle iyi bir yazar neden bu hataları yapar? Bir askeri okul öğrencisi olan June'un abisi ülkenin en ünlü suçlusu Day tarafından öldürüldükten sonra erken mezun edilip Day'in peşine düşmesini konu alıyor. Bu kısımda problem yok, problem olan kısım bu iki ayrı uçtaki insanın yaşları. Yaş:15. Deha olduğu için iyi bir asker olabilir June, ancak 15 yaşında bir çocuğun büyük bir ordu ve sistem tarafından yakalanamaması fazla zorlama. O kadar şeyi başarmış olması daha da zorlama. Dönüp bakıyorum güzel ülkeme, 15 yaş bir lise 2 öğrencisine denk geliyor. Alıyorum bir tanesini önüme soruyorum "Ne düşünüyorsun, herhangi bir şey söyle." Aldığım cevap, "Yaz gelse de bilgisayar başında sabahlasak." Amerikanın gençleri mi süper, bizde mi anormallik var muamma. Her neyse, mantık hatalarına devam. Koca ülkede sözde en zekiler askere alınıyor, bir tane zeki asker çıkıp kızın gördüklerini göremiyor? Belki yaşıt oldukları için June'un Dayi'in güvenini kazanması kolay olmuş olabilir ancak nasıl oluyor da Day hiç yakalanmıyor, kimse yüzünü bile görmüyor. Çocuk daha 15 yaşında. Ben June'un yerinde olsaydım -ki kız bir deha- daha 15 yaşında bir çocuk ile başa çıkamayan bu beceriksiz orduya güvenip Kolonileri savaşta yenebileceğime inanmazdım. Siz daha bir çocukla başa çıkamıyorsunuz, eğitimli askerlerden oluşan bir ordu ile ne yapacaksınız? Kendi içinizde bu kadar kontrolsüzken, dış savaşta nasıl başarılı olacaksınız? Bir dehanın düşünmesi gereken şeyler bunlar. Ama June hiç düşünmüyor. O kadar kibirli ki, kibri zekasına dayanıyor ancak mantıksız konularda üstünlük taslıyor. Fakir halk hakkındaki düşünceleri hoş değil, tabii kız henüz çocuk olduğundan bu görmezden gelinebilecek bir detay
EfsaneMarie Lu · Pegasus Yayınları · 20144,351 okunma

Loc’hlaith

, 1000Kitap'a katıldı.