Belki de sadece cehalettedir, ne yapacağını bilememektendir, onu anlamaya çalışabilirim. Ama artık yabancıları anlamaya çalışmak istemiyorum. Kendimi anlamak istiyorum biraz da.
“Şunlara bak” diye hayranlıkla iç geçirdi Ogo, “nasıl yapılır diye düşünmüyorlar, sadece yapıyorlar. Belki de o yüzden yapabiliyorlar. Sence biz gereğinden çok mu düşünüyoruz?”
Anlamların sözcüklerini yetişkinler gibi alelacele bulup dilimize dolayamayacak kadar küçüktük. Ama sözcüklerin ait olduğu anlamları yetişkinlerin artık hatırlamadığı bir içtenlikle dolu dolu hissedecek, kalbimizi onlarla genişletecek kadar da büyük.
İnsan o yaşlarda zaman çabucak geçsin de çocukluğun esaretinden kurtulup tümüyle özgürleşsin istiyor. Geçen zamanın yanında götüreceklerini kestiremiyor. Oysa Ali’yi kaybedeceğim manasına geldiğini bilseydim, büyümekten hemen oracıkta vazgeçerdim. Zaman dursun isterdim, zaman dursun ve biz Ali’yle yan yana asılmış iki fotoğraf gibi o duvara yaslanalım; büyümeden, bükülmeden, solmadan öylece kalalım.