Aşk bir ruh kangreni; o kadar çabuk ilerliyor ki. Daha şimdiden ne haldeyim. Zamanı saatlerle, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, sizinle ölçüyorum: ‘Onu gördüm, görmedim, göreceğim, görmeyeceğim, gelecek, gelmeyecek…’
Eskiden ne yapıyorsa şimdi de aynı şeyleri yapıyordu, ama tarz değişmişti. Gene Fransız tiyatrosuna gidiyordu ama bu sefer gördüğü oyun hayatına bağlanıyordu. Okuduğu kitaplarda kendi düşüncesinin ve duygularının yankılarını, bir gün önce söylediği kelimeleri buluyordu. Sanki yazar onun kalbinin atışlarını dinlemiş de yazmıştı.