Kul, Allah’ı tanımadan Allah için olamaz. Eğer kendimizi, kim olduğumuzu bilmezsek bütün ilmimiz boşa gider; çünkü ortada daha kendini bilen biri yoktur. Kendini bilmeyen başka bir şeyi nasıl bilsin!
Kendini Allah’ın öğretmesiyle bilmeyen bir kulun bilgisi sahtedir, hakiki değildir. Bu fani âlemde gölgeye takılmış, gölgeyi sevmiş, gölgelerle uğraşmış, gölgelerin peşinden koşmuş ve gölgeyi; yani zahiri varlığını, bilgisini, dünyalıkları hakikat zannetmiştir.
Resulullah (s.a.v.) Efendimiz “insanlar uykudadır, ölünce uyanırlar”428 buyurur. Gölgelerin peşinden koşan, gölgeleri seven, gölgeleri tercih edenler, kısacası dünyaya ait her ne varsa onların peşinden koşanlar uykudadır, kendinde değildir. Bir hayal âleminde, misal alemindedir. Uyanınca da peşinden koştukları yok olur ve başka bir âlemde olduklarını anlamış olurlar.
"Çok uğraşarak elde ettiğin her eşya, her kişi, her zafer ve belki de layık görüldüğün bir ödül ya da madalya o yorgunluğa değmeyecek kadar sıradandır aslında.
Başardığının ve ulaştığının sıradanlığını gördüğünde hem kendine kızarsın, hem de onlara.
Olması gereken kendiliğinden olur.
Sen keyifle, azimle, sabırla yoğur işini, duygunu, düşünceni; sonunda mutluluk seni bulur.
Yani kısaca hiçbir şey için fazla çabalama sonuçta kazandığın her şey çok fani gelecek sana."
Nur'un eskiden beri hiç sarsılmayan muhlis bir kahramanı elbette dünyanın geçici, kıymetsiz, fâni vaziyetleri karşısında telaş etmez, mağlup olmaz inşâallah.
Gerçek tanrı. Her şeyin arkasındaki zeki güç. Brahman, Dharmakaya, Tao. Çokta görünen tek. Geçmiş ve gelecek. Alfa ve Omega, yin ve yang. Binlerce ismi olan ve kendisi hepsi olduğu için hiçbiri olmayan. Şiva’ nın elbiselerini giyip kozmik dansı yapan. Değişmez ve değişken, büyük ve küçük, sonsuz ve fani, her şey ve hiçbir şey olan Tanrı.