Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa
Merhaba kitap dostlarım
Size Doğu kültürünü anlatan ama klişeleri yıkan bir kitapla geldim. Asla o bildiğiniz töre kitaplarından değil. Zenginlik, tılsımlı taşlar ama fantastik olmayan bir kurgu... Hani çocukken bize masal gibi anlatılan kara sevdalar, imkânsız aşklar, büyüler vardır ya; işte tam da öyle bir hikâye. Farklı dinler, bu dinlerin arasına örülen duvarlar ve onlara savaş açan aşklar...
Arap ve Süryani soyundan gelen Arjin, acıyı kalbinde, ihaneti sırtında hissettiğinde öyle bir ah eder ki bu ah, gelecekte canından çok sevdiği torunlarını bile etkileyecektir. Saruhanlılarla Koçakları bir araya getirmek onun en büyük gayesidir. Ancak yıllar geçse de düşman aileler aynı kini beslediği için bu kavuşma hiç de kolay olmayacaktır.
Bir de sırlar var tabii... İşte en sinir olduğum kısım da buydu! Saruhanlılar Aşireti ve Koçaklar, Arjin'den başlayarak yıllarca birbirlerinden kız alıp vermiş, adeta aile olmuşlar. Ama o sırlar yok mu... İnsan gerçekten çıldırıyor! Bir de ezelden beri düşman oldukları Eraslan Aşireti var tabii.
Ezra Saruhan ,babaannesinin ahını bilmektedir. Koçak soyundan bir kadına âşık olmaması gerektiğini bilir ama kalbine söz geçiremez. Tüm Mardin onun önünde diz çökerken, o "İki Gözüm" dediği kadının karşısında her defasında gönüllü olarak boyun eğer.
Firuze ise verdiği sözü tutmaya kararlıdır. İçini için için yakan bu aşka karşı duracak, kız kardeşinin intikamını alacak ve onu bir piyon gibi kullanan herkesten öcünü alacaktır. Ama bu uğurda belki en çok sevdiği kişi yara alacaktır.
Ama bilmedikleri bir şey vardır; onlar birbirlerinden uzak durdukça mıknatıs gibi birbirlerine çekilmektedirler. Aralarındaki aşkın aurası öylesine güçlüydü ki okurken mest oldum.
Mardin'in büyülü atmosferinde gizemli bir yolculuğa çıkıyoruz. Gizemli
Selam! Beni çok gururlandıran bir kitapla birlikteyiz bu gün.
Övgü Deveci Safi'nin Hainin Mührü kitabını okurken hissettiğim ilk şey heyecan ve merak kadar, garip bir şekilde gururdu. Çünkü bu kitabın ortaya çıkabilmesi için verilen emeği az çok biliyordum ve sayfalar ilerledikçe o emeğin her satıra sindiğini görmek beni mutlu etti. Daha ilk sayfalarda Derin Deniz'in uğultusu insanı içine çekiyor. Deniz burada yalnızca bir fon değil; yaşayan, öfkelenen, hatırlayan ve unutmayan bir güç gibi. Zaten kitabın açılışında da bunu hissediyoruz. Açgözlülüğü yüzünden dünyasını tüketen insanlığın ardından deniz yükselmiş, eski dünyayı yutmuş ve geriye İkinci Dünya denilen yeni bir düzen bırakmış. Bu başlangıç bana özellikle çok çarpıcı geldi çünkü klasik bir kıyamet sonrası hikâyesi okumuyordum. Doğa burada felaketin kurbanı değil, bizzat cevabıydı.
Kitabın konusu ilk bakışta oldukça basit görünüyor. Her biri farklı amaçlara, farklı korkulara ve farklı umutlara sahip beş genç, varlığı bile kesin olmayan Gizliman'a ulaşmaya çalışıyor. Fakat hikâye ilerledikçe aslında bunun bir yolculuk romanından çok daha fazlası olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü yol boyunca yalnızca denizle, düşmanlarla veya sistemle değil, kendi içlerindeki umutla da mücadele ediyorlar. Kitabı bitirdiğimde zihnimde kalan temel düşünce şu oldu: Hainin Mührü, umut bir insana en fazla ne yaptırabilir sorusunun cevabı.
Distopya türünü seviyorum ama son yıllarda çıkan birçok distopyanın aynı hataya düştüğünü düşünüyorum. Düzen kötüdür, kahraman bunu fark eder ve birkaç bölüm sonra isyan başlar. Oysa gerçek hayatta hiçbir şey böyle işlemez. İnsanlar önce izler, sonra düşünür, sonra sorgular. Rahatsızlık büyüdükçe öfkeye dönüşür ve ancak o noktada harekete geçerler. Hainin Mührü'nün en başarılı olduğu noktalardan biri de
En son ilk kitap felaket bir yerde bitmişti. Rena Mienas’ta öldükten sonra kendini başka bir diyarda Yansimra’da bulur. Rena’nın omuzlarındaki yük her geçen gün ağırlaşırken, doğru bildiği her şey sorgulanmaya başlıyor. Kader, kehanetler ve zorlu seçimlerle dolu bu yolculukta onu oldukça sarsıcı kararlar bekliyor. Burada başına gelmeyen kalmadı Rena’nın Kitap yine çok akıcıydı sonlara doğru sayfa 565.sayfa olması lazım şok icinde okudum Ama sonu güzel bitti devam kitabını ve güçlü Rena’yı element varisi olarak okumak için sabırsızlanıyorum! Çok sevdiğim bir seri oldu sevdiğim bir çok unsur var. Alın okuyun fantastik seven dostlarım
orjinal eser 1922’de yazılmış. izlediğimiz tüm fantastik filmlerin doğuşu tadında bir roman. dracula ve prestij. büyük bir şaşkınlıkla son satıra kadar büyük bir hevesle okudum. eski eserlerin günümüzde okunması önemliymiş.
Canvermezler TekkesiSelim Nüzhet Gerçek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025510 okunma
"Asla fantastik kitap okumam, beni sadece gerçekler alakadar eder" diyen o büyük konuşan insan bendim işte... ×͜×
Harry Potter serisine başlamak, bana tamamen farklı bir pencere açtı. Kitap o kadar güzeldi ve su gibi aktı ki, nasıl bittiğini gerçekten anlamadım. Meğer insanın bazen gerçek yaşamın koşturmacasından uzaklaşmaya, biraz sihire ihtiyacı varmış.
Harry’nin hiç beklemediği bir anda Hogwarts Büyücülük Okulu’na çağrılmasıyla, biz de kendimizi onunla birlikte maceradan maceraya atılırken buluyoruz. Harry, Ron, Hermione, Hagrid, Dumbledore, Profesör McGonagall ve Snape... Her birini ayrı ayrı sevdim. Düşünün ki Snape'i sevebilmek için bile bir şeyler buldum. (ama Voldemort lütfen biraz ötede dursun!).
Bu kitap; sevgi, dostluk, arkadaşlık, kin, nefret ve cesaret birçok duyguyu bize aynı anda yaşatıyor. Fantastik kitaplara karşı ön yargılı biriyken ne kadar yanıldığımı anladım.
Ön yargılarımı yıktığıma göre fantastik kitaplara şans vermeye devam!
Son zamanlarda okuduğum en en iyi masal uyarlamalarından... güzel ve çirkini farklı bir bakış açısı ve olayları ile okuyormuş gibi hissettim. Karakterler olaylar... hepsi çok iyiydi. Masal uyarlamaları ve fantastik seviyorsanız kesinlikle okumalısınız. Yazarın yazım dili ve karakterlerini işleyişi harikaydı. Hiçbir şeyi oldu bittiye getirmemiş. Her şeyin bir sebebi ve nedeni vardı. Güzel bir seri giriş kitabıydı ve ikinciyi okumak için sabırsızlanıyorum. Son sahnede ki bilgi ile ikinci kitabı okumama şansınız yok. Kısaca 10/10 bir kitaptı benim için. Okuyun okutturun.....