Fazılhan ILDENIZ

Fazılhan ILDENIZ
@farazeyu
Zeynebin babası
hemşire
önlisans
kozan
kozan, 7 Aralık 1992
189 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Bilim ve Dinin Gölgelerindeki Savaş: Melekler ve Şeytanlar
Puan vermedi·576 syf.··
2026 20. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 08:12
Hikaye, İsviçre'deki CERN laboratuvarlarında işlenen vahşi bir cinayet ve göğsüne gizemli bir sembol dağlanan fizikçinin bulunmasıyla başlıyor. Bu gizem, Langdon'ı ve öldürülen fizikçinin zeki kızı Vittoria Vetra'yı Vatikan'ın derinliklerine, unutulmuş yeraltı tünellerine ve Roma'nın görkemli kiliselerine sürüklüyor. Karşılarında ise yüzyıllardır yeraltında bekleyen, tarihin en eski ve en gizli kardeşlik örgütü var: İlluminati. ​Kitabın en çarpıcı yönü, "Bilim mi, din mi?" gibi asırlık bir tartışmayı, antimadde gibi modern ve yıkıcı bir tehdit üzerinden çok zekice kurgulaması. Dan Brown, okuyucuyu Roma sokaklarında adeta bir turist gibi gezdirirken, Bernini'nin heykelleri, Galileo'nun şifreleri ve Vatikan arşivleri arasında muazzam bir zihin jimnastiği yaptırıyor. Yazarın mekan tasvirleri o kadar güçlü ki, okurken kendinizi San Pietro Meydanı'nda nefes nefese koşarken bulabiliyorsunuz. ​Bölümlerin kısa tutulması ve her bölümün bir merak unsuruyla bitmesi, "sadece bir bölüm daha okuyayım" derken sabahlamanıza neden oluyor. Karakterlerin gri alanlarda dolaşması, kimin dost kimin düşman olduğunun son sayfalara kadar anlaşılamaması kurguyu çok daha lezzetli kılmış. Özellikle Camerlengo karakterinin derinliği ve inanç üzerine yaptığı konuşmalar, kitabı basit bir aksiyon romanı olmaktan çıkarıp felsefi bir boyuta da taşıyor. ​Eğer tarih, gizem, şifreler ve yüksek tempolu kurgulardan hoşlanıyorsanız, Melekler ve Şeytanlar kitaplığınızda kesinlikle yer almalı. Okuduktan sonra Roma'ya ve Rönesans sanatına bakış açınızın değişeceğine eminim.
Melekler ve ŞeytanlarDan Brown · Altın Kitaplar · 202542bin okunma
Reklam
Puan vermedi·166 syf.··
2026 2. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 16:01
Kitabı okurken yer yer zorlandım. Dili biraz teknik, konuları da bazen dağınık işlenmiş. İnsanı okurken yoruyor. Ama sabredip bitirince içindeki tespitlerin ne kadar kıymetli olduğunu anlıyorsunuz. ​Benim için kitabın özeti şudur: ​Birincisi; Batı sanatında, o meşhur tablolarda kadının nasıl bir "eşya" muamelesi gördüğünü çok net anlatmış. Sanat adı altında kadını ruhundan soyutlayıp, sadece bedeniyle var olan bir meta haline getirmişler. Mahremiyetin nasıl ihlal edildiğini yüzümüze çarpıyor. ​İkincisi; reklam meselesi. Reklamların bize aslında bir ürün satmadığını, o ürünü alınca kavuşacağımızı sandığımız sahte bir "geleceği" ve başkaları tarafından "kıskanılma arzusunu" sattığını çok iyi özetlemiş. İnsanın nefsine nasıl oynandığını görmek ibretlikti. ​Kısacası; dili biraz ağır olsa da, baktığımız şeylerin arkasındaki niyeti görmek ve dayatılan görsel kültürü anlamak için okunması şart bir eser. Orwell 1984'te kelimelerle zihnimizi nasıl yönettiklerini anlatıyordu; Berger ise aynı işi resimlerle ve reklamlarla gözümüzü boyayarak nasıl yaptıklarını ispatlamış.
1000k
Görme BiçimleriJohn Berger · Metis Yayıncılık · 20207,6bin okunma
Gücün Soğuk Yüzü ve Kelimelerin Ölümü
Puan vermedi·352 syf.··
2026 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 10:51
George Orwell'ın 1984 adlı eserini bitirdiğimde, bir romandan ziyade, insanlık tarihinin karanlık bir dönemine ait bir tutanak okumuş gibi hissettim. Edebiyatın gücü tam da budur; sizi alır, hiç bulunmadığınız bir zamanın ve mekanın tam ortasına, o kasvetli Londra sokaklarına bırakıverir. Bu eseri sadece "komünizm" veya "faşizm" eleştirisi olarak okumak, metne yapılacak en büyük haksızlık olur. Orwell, siyasi bir sistemden öte, güç zehirlenmesinin evrensel anatomisini çıkarmış. Hangi çağda, hangi coğrafyada olursa olsun, denetimsiz gücün insanı ve toplumu nasıl bir makinaya dönüştürebileceğini edebi bir kehanetle anlatmış. Kitabın en çarpıcı ve edebi açıdan en dehşet verici buluşu şüphesiz "Yenisöylem" (Newspeak) kavramıydı. Bir dilin kelimelerini azaltarak, insanların düşünme kapasitesini daraltmak... "Özgürlük" kelimesini yok ettiğinizde, "özgürlük" kavramını da zihinlerden silmiş olursunuz. Bir okur olarak, dilin sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir "düşünme aracı" olduğunu bu kitapla kemiklerime kadar hissettim. Kelimelerin ölümü, aslında insan ruhunun ölümüdür. Winston Smith karakteri, klasik bir kahraman değildir. O, çaresizliğin, korkunun ve belleksizliğin ortasında "insan kalmaya" çalışan, etiyle kemiğiyle bizden biridir. Yazarın kurduğu o gri atmosfer, Winston’ın iç dünyasındaki sıkışmışlıkla öyle bütünleşmiş ki, okurken ciğerlerinize dolan o küf kokusunu hissedebiliyorsunuz. Özellikle Geçmiş kavramının sürekli değiştirilmesi, "Şimdiyi denetim altında tutan, geçmişi de denetim altında tutar" tespiti, bugünün dünyasında "hakikat ötesi" dediğimiz kavramın ürkütücü bir erken habercisi gibi. Siyasi açıdan bakıldığında, O'Brien karakteri gücün en saf ve en acımasız halini temsil ediyor. Onun Winston'a söylediği şu sözler, siyaset felsefesi tarihine
1000k
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023199,9bin okunma
İnce Memed - Toroslar'da Bir Adalet Çığlığı
Puan vermedi·2142 syf.··
2025 66. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 07:09
​ ​"Zulmün olduğu yerde, başkaldırı bir hakikattir." ​Yaşar Kemal’in dört ciltlik bu dev eseri, sadece bir roman değil; Çukurova’nın toprağına, taşına, insanının çilesine yakılmış bir ağıt, söylenmiş bir türküdür. Toroslar'ın o çakırdikenli yollarında İnce Memed’le yürürken, kelimelerin nasıl ete kemiğe büründüğüne şahitlik ettim. ​Beğendiklerim ve Eserin Gücü: Yazarın kalemi o kadar kuvvetli ki, betimlemeleri okurken burnunuza ıslak toprak kokusu geliyor, yüzünüze Toroslar'ın sert rüzgârı çarpıyor. Yaşar Kemal, Anadolu insanının sıkışmışlığını, ağalık düzeninin ceberrut yapısını ve insanın içindeki o bitmek bilmez "umut" kırıntısını muazzam bir ustalıkla işlemiş. ​Bir Müslüman olarak meseleye baktığımda; İnce Memed’in mücadelesi sadece bir "eşkıyalık" hikayesi değil, zalime karşı mazlumun sesini yükseltme çabasıdır. Haksızlığın karşısında susmayan, "düzen böyle gelmiş böyle gider" demeyen bir vicdanın ayaklanmasıdır. Memed, mecbur kalmış bir ruhtur; inceciktir ama yükü dağlardan ağırdır. ​"İnsan soyu, ne de olsa çiğ süt emmiştir. İnsan soyuna güven olmaz, ama insanoğlundan da umut kesilmez." ​Eleştirel Bakışım: Her ne kadar edebiyatımızın zirvesi olsa da, bir okur olarak yorulduğum noktalar da olmadı değil. Dört cilde yayılan bu serüvende, bilhassa doğa betimlemelerinin bazen haddinden fazla uzaması, hikayenin akış hızını (ritmini) düşürüyor. Yazarın o eşsiz detaycılığına hayran olsam da, zaman zaman "Sadede gelinse artık" dediğim yerler oldu. ​Ayrıca olay örgüsündeki "zalim ağa gider, yerine başkası gelir" döngüsünün sıkça tekrar etmesi, bir noktadan sonra okuru karamsar bir kısır döngüye hapsediyor. Gerçi hayatın kendisi de bazen böyledir ama edebi kurguda bu tekrarlar, ortalara doğru bir miktar durağanlık hissi veriyor. ​Son Söz: İnce Memed; iyilikle kötülüğün,
1000k
İnce MemedYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20182,248 okunma
Şermin'den Gönlüme sızanlar
Puan vermedi·231 syf.··
2025 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2025 19:34
Adalet İldeniz Sezer'in "Şermin Yıllar Sonra" romanı, bende derin izler bıraktı. Geçmişin o ağır gölgelerinden sıyrılıp bugüne ve yarına umutla tutunmaya çalışan kadınların yüreğime dokunan hikayesi beni gerçekten etkiledi. Kitapta annelik, o zorlu kayıp hissi, travmaların izleri, pişmanlıklar, vefanın ne denli kıymetli olduğu ve affetmenin o çetin yolları gibi hepimizin hayatında bir şekilde yankı bulan evrensel temalar, bizim toprağımızın kokusuyla, öyle güzel bir yerel doku içinde işlenmiş ki, hayran kaldım. Yazarın kalemiyle hayat verdiği o güçlü karakterler ve su gibi akıp giden anlatımı, bir yandan içimi titretirken, diğer yandan da "açmaz dediğin çiçeklerin bir gün açacağına" dair içime sıcacık bir umut ışığı ekti. Bu roman, özellikle aile bağları, kadınların hayattaki o çetin imtihanları ve insanın kendi içindeki o saklı gücü üzerine beni uzun uzun düşündürdü. Benim için sadece okunup geçilecek bir kitap değil, üzerinde saatlerce tefekkür edilecek, başucu eseri niteliğinde, çok kıymetli bir yolculuk oldu. Çünkü her bir karakterin yaşadığı o farklı hayat hikayeleri, bana sabrın, tevekkülün ve en sonunda Rabbimizin takdirine omuz silkmeden teslim olmanın ne denli mühim imtihanlarla dolu yollar olduğunu bir kez daha hatırlattı. Şermin'in ve diğer kahramanların gözyaşlarında, tebessümlerinde kendi hayatımdan, kendi imtihanlarımdan öyle çok iz buldum ki... Onların acılarıyla kalbim burkulurken, içlerindeki o sönmeyen umutla ben de adeta yeniden dirildim. Hulâsa, "Şermin Yıllar Sonra" yüreğime dokundu, zihnimi meşgul etti ve ruhuma bir şeyler kattı. Okuyunuz, okutunuz efendim.
1000k
ŞerminAdalet İldeniz Sezer · Hayy Kitap · 202523 okunma
Reklam