Biz insanlar, hepi topu yetmiş yıllık bir
ömrü, tutunacak dal, sığınacak liman, boğulacak deniz aramaya harcayan zavallıcıklar; türlü hatalara diyet niyetine ömrümüzü eritiyor, labirentteki fareler misali çıkış yolları ararken, kaybolmanın
ve kaybetmenin kederinden, bulmanın neşesine daireler çiziyor olabilir miydik?
İçine düşülebilecek sonsuz uçurumlar vardı ve bu gri günler sırasında sabah sarhoşluğunun dönemecini alır almaz üzüntü ile kendi kendine acıma duygusu insanı özenli fareler gibi kemirmeye başlardı..
sürekli bunu anlatıp duracaksınız biliyorum, ama hiçbir zaman kendi toprağınız olmayacak... ömrün boyunca burada temizlikçi olacaksın sen, ta ki günün birinde bir tabutun içinde buradan çıkana kadar.