Filmlerden Daha Güzel -Lynn Painter
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:42
"Hayatının geri kalanını biriyle geçirmek istediğini anladığında, hayatının geri kalanının bir an önce başlamasını istersin." Liz Buxbaum, çocukluğundan beri aşka ve romantik olaylara inanan biridir. Sürekli romantik komedileri izlemeyi seven,şarkı söylemeyi seven ve o filmlerdeki gibi bir aşk yaşayacağına inanan biriydi Liz. Bir gün lisede olduğu zaman çocukluk aşkı Michael Young okula geri dönüyor ve Liz onu hala sevdiği için onunla flörtleşmeye çalışıyor. Ama Michael Liz'i eskiden bıraktığı tatlı kız olarak gördüğü için Liz'i ciddiye almıyor. Liz ise Michael'in onu görmesi için çocukluğundan beri zıtlaştığı kişi olan Wesley Bennet ile 1 haftalık anlaşmalı sevgililik rolü yapmaya başlarlar. Kitabı keyifle okudum sadece bazı yerleri yavaş ilerleyen bir kitaptı. Özellikle Wes karakterini çok sevdim. Sürekli Liz için bir şeyler yapması ve onun için küçük detayları hatırlaması çok güzeldi. Aşk anlamında birbirlerini yavaş yavaş fark etmeleri çok iyiydi. Wes ve Liz'in çoğu sahnesini okurken çok güldüm. Wes'in Liz için sevmediği halde alışverişe gitmesi ve ona yakışan rengi bilmesi çok güzeldi. Etrafımızda olan insanların aslında nasıl birileri olduğunu tanıdıkça ve vakit geçirdikce anlayabiliyoruz.Kitapta arkadaşlık ve aile ilişkileri ile ilgili de güzel detaylar verilmişti.Sadece kitabın sonu beni tatmin etmedi. Bu kitabın ikinci kitabını da Ağustos ayında okuyacağım. Kitaba puanım:8/10
1000Kitap
Filmlerden Daha GüzelLynn Painter · Artemis Yayınları · 20251,940 okunma
Puan vermedi·202 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:08
Korkuyu Beklerken Bu kitap için klasik bir “şunu anlatıyor” demek zor. Çünkü ortada net bir olay yok aslında. Daha çok insanın içi var. Düşünceler, kuruntular, garip hisler... Oğuz Atay burada hikâye anlatmaktan çok, insanın zihnini olduğu gibi bırakmış gibi. Bazen kopuk bazen anlamsız gibi geliyor ama okudukça aslında o dağınıklığın çok tanıdık olduğunu fark ediyorsun. Akıp giden bir kitap değil. Zaten bence kitabı güzelleştiren de bu anlatılandan ziyade yazarın dili kendine çekiyor (Oğuz Atay okuyanlar iyi bilir :) Bazı cümleler de var ki durup tekrar tekrar okuyorsun. Bir şekilde sana dokunuyor. Tavsiye ederim.
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
Reklam
10/10
·74 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Merhabalar, Dönüşüm'ü okuyunca içim çok bunalmadı değil, eserin çözümsüzlüğü ve karamsarlığı açısından. Konudan bahsedecek olursam , Gregor bir sabah böceğe dönüşüyor diye başlamakta ama asıl göze çarpan şey bu değil, ailesinin ona davranışı. Yıllarca evi geçindirmiş, kendini feda etmiş ama işe yaramaz hâle gelince herkes ondan uzaklaşıyor, sanki bir eşyaymış gibi.Ölümüyle birlikte ailesine gelen rahatlamayla birlikte daha da üzüldüm çünkü "değerli olmak" denen şeyin bazen sadece "faydalı olmak" anlamına geldiğini fark ettim. Kafka hiçbir şeyi açıklamıyor, neden böceğe dönüştü bilmiyoruz, ama belki de mesele tam olarak bu - bazen hayatta hiçbir şeyin mantıklı bir nedeni yok, sadece yaşıyoruz ve etrafımızdakilerin bizi nasıl gördüğüyle baş ediyoruz- Kısa ama insanı uzun süre düşündüren bir kitap, bittiğinde rahatlamadım, daha çok varoluşsal düşünceler içerinde kaldığımı söyleyebilirim.İnsan olmanın anlamını ,aile sevgisinin sınırlarını ve bireyin toplum içindeki değerinin ne kadar geçici olabileceği konusunda sorgulayıcı, kısa ama yoğun bir eser oldu benim için. "Sağladığın faydan kadarsın"düşüncesi tüm kitap boyunca üzerimde etkili oldu.
1000Kitap
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,8bin okunma
Giyotinin Gölgesinde Bir İnsan
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:50
"Kitap bittikten sonra insan kendine şu soruyu sormadan edemiyor. "Bir insanı öldürmek yanlışsa, bunu bir bireyin yapmasıyla bir devletin yapması arasındaki fark tam olarak nedir?" Bu soru, kitabı bitirmeme rağmen peşimi bırakmıyor..." Bu kitap, aslında bir idam hikâyesi değil ölümün gölgesinde insan kalabilmenin hikayesidir. Hugo mahkûmun ne suç işlediğini özellikle söylemiyor. Çünkü onun amacı suçu yargılamak değil cezanın kendisini sorgulatmaktır. Kitabı okurken bir katilin bir hırsızın ya da bir suçlunun zihnine değil, yaklaşan ölüm karşısında titreyen bir insanın zihnine gireriz. Kitap boyunca en çarpıcı nokta idamın yalnızca birkaç saniyelik bir infaz olmadığı gerçeğidir. Asıl idam kararın açıklandığı gün başlar. Mahkûm her geçen saat biraz daha ölür. Her çalan saat, her açılan kapı, her ayak sesi onu giyotine birkaç adım daha yaklaştırır. Hugo fiziksel ölümden çok psikolojik işkenceyi anlatır. Kitabın en sarsıcı taraflarından biri de insanın ölüm karşısındaki çaresizliğini bütün çıplaklığıyla göstermesidir. Mahküm bazen umutlanır, bazen inkar eder, bazen öfkelenir, bazen de kaderine teslim olur. Bu yönüyle kahraman sadece bir mahkûm değildir. O ölümün geleceğini bilen ama zamanını bilmeyen her insanın sembolüdür. Son sayfalarda kızına duyduğu özlem ve geride bırakacaklarının ağırlığı, kitabı siyasi bir metnin ötesine taşır. O noktada artık bir suçlu görmeyiz. Bir baba görürüz. Bir insan görürüz. Ve Hugonun vermek istediği mesaj tam da burada ortaya çıkar. Devlet bir bedeni öldürebilir ama hiçbir zaman bunu insani bir eylem hâline getiremez.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,5bin okunma
Yaşamı sorgulatan, neden yaşadığını düşündüren bir kitap
7/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Eşim kitabı okumuştu. “Ben de okuyayım” dedim. Zaten yazarın diğer kitaplarını sevmiştim. Böylece başladım. Ama itiraf edeyim; kitap bana oldukça uzun geldi. Bazen “keşke filmi olsa da izleyip bitirsem” dediğim bile oldu. Okuması sabır, anlaması dikkat, devam etmesi yer yer çaba isteyen bir yolculuktu. Ama bırakmak da kolay değildi; içine gerçekten emek verilmiş bir dünya vardı. Yine de düşündürdü beni. Hakkını yememek lazım. Kitap; bilincin doğası, insan zihni, gerçeklik algısı, ölüm ve ölüm sonrası deneyimler, teknoloji ve “bedensiz varoluş” fikri gibi metafizik soruları merkezine alıyor. Ve en çok da korkunun insanı nasıl şekillendirdiğini… Gerçek dediğimiz şey, beynin sürekli yorumladığı bir deneyim olabilir mi? Dış dünya tek bir gerçek değilse, zihin onu sürekli yeniden kuruyorsa… “Beyin gerçeği görmez, tahmin eder.” Bilinç sadece nöronların ürünü mü? Yoksa daha geniş bir alanın içinde mi oluşuyor? Belki de bilinç, beynin içinde değil; beynin “aldığı” bir şeydir. Korku; kontrol ihtiyacı doğurur. Kontrol; bilinci daraltır. Daralan bilinç daha fazla korku üretir. Bu bir döngü gibi işler. Kitap ölümü de klasik bir “son” gibi değil;
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20253,967 okunma
Giriş Ben Gelişme Sen Sonuç - Aşk Köpekliktir
7/10
·344 syf.··
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:06
Aşk Köpekliktir kendisinin bir okuru veya hayranı olmamama rağmen Ahmet Ümit beyefendiden okuduğum en iyi kitaptı. İçerisinde 9 öykü var ve kimi trajik, kimi komik, kimi melankolik kimi de şaşırtıcı konulara sahip. Özellikle son öyküsü olan “Aşk Köpekliktir” oldukça etkileyiciydi. Aşk gerçekten de köpeklik miydi? Evet değerli 1000K. Aşık olduğunu fark etmek gerçekten de tuhaf. Çoğu zaman iş işten geçtikten sonra anlıyorsunuz. Anladığınız zaman ise fiziksel kramplar yaşatan, ayna başından ayrılamadığınız, gece aklınızda olup sabah dokunuşu ile uyandığınız duygular yaşatıyor. Yanında olduğunuzda çok mutlusunuz ama evinize döndüyseniz komplo teorileri geliştirmeye başlıyorsunuz. Ah, hele ki içine ayrılık girdiyse… İşte o vakit depremler oluyor ve sürekli yıkılmış bir şekilde onun kokusunu takip ediyorsunuz. “Aşk Bir Mucizedir” öyküsü kısa olmasına karşın çok bam teliydi. O kadar çok güldüm ki sonunda; düşlerin gerçekten de yaşam gibi bir sonu olduğunu güzel anlatmış Ahmet Ümit. “Aşk Bir Özentidir” öyküsü diğer favorim. Hapishane müdürü olan klas, şık, mahkumlara son derece nazik ve örnek bir müdür olan Nail bey’in nasıl katil olma eşiğine gelmesini aşk üzerinden öyle güzel anlatmış ki Ahmet bey, şaşırdım kaldım. Ben öykünün uzun roman formatında yazılmasını son derece arzu ederdim. İşin başı da sonu da aşka dayanıyor. Ama siz aşka dayanabiliyor musunuz? Başlı başına kafi bir delil midir aşk? Yoksa çözümsüz bir problem midir? Okuyun ve taraf olabiliyorsanız tarafınızı seçin.
Aşk
Aşk KöpekliktirAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201517,2bin okunma
Reklam
Reklam