Bazen etrafıma bakınca içim daralıyor ve bu konu çok canımı sıkıyor. Müslümanlık sanki sadece ibadetlerden ibaretmiş gibi algılanıyor, yaşanıyor. Elbette namaz da önemli, oruç da önemli, tesettür de önemli. Ama bunlar dinin hem tamamı değil hem de müslümanlığın tek başına göstergesi değil.
İnsanlara bakıyorum, namazını aksatmıyor ama en ufak tartışmada karşısındakini ezmeye çalışıyor. Oruç tutuyor ama diline sahip olamıyor. Hacca gitmiş ama kul hakkı konusunda kılı kıpırdamıyor. Zekatını veriyor ama kayıt altına alıp insanlara göstermekten çekinmiyor. Her gece teheccüde kalkan birini tanımıştım mesela zina etmekten gocunmayan. Biz dinin özünü bir yerde kaybettik galiba.
Peygamberimiz "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." diyor. Bu söz bence üzerinde düşünülmesi gereken bir söz. Çünkü bugün birinin ne kadar dindar olduğunu anlamak için önce ibadetlerine bakıyoruz. Oysa önce ahlakına bakmamız gerekiyor. Yalan söylüyor mu? Emanete sahip çıkıyor mu? Gücü yettiğinde adil davranıyor mu? İnsanların arkasından konuşuyor mu? Zina ediyor mu?
Bazı insanlar ibadetleriyle övünüyor ama ahlak konusundaki eksiklerini görmek istemiyor. Halbuki kibir, riya, gıybet, iftira gibi şeyler insanın maneviyatını kemiren hastalıklar. Namaz kılarken Allah'ın huzurunda eğilen bir insanın, günlük hayatta başkalarına tepeden bakması bana çok büyük bir çelişki gibi geliyor.
Bir de şu var: İnsanlar dinden çoğu zaman din yüzünden değil, kötü temsil yüzünden uzaklaşıyor. Sürekli ibadetlerini eksiksiz yapmaktan bahsedip ahlaksızlık yapanları görünce insanların da kafası karışıyor. Sonra da neden böyle oldu diye hayret ediyoruz.
Bir insanın Müslümanlığı sadece secdede değil, öfkelendiği anda belli olur. Menfaati tehlikeye girdiğinde belli olur. Kimsenin görmediği yerde belli olur. Çünkü