Tevhidin Sınırları ve İstisnasız Bağlılık
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 15:21
Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun. Kitap incelemesine gelince; Muhammed bin Abdülvehhab’ın bu eseri, İslam akidesinin en temel yapı taşı olan tevhid kavramını sadece "inanılması gereken bir ilke" olarak değil, aynı zamanda "korunması gereken bir sınır" olarak ele alıyor. Yazarın üslubu, her zamanki gibi doğrudan, delillere dayalı ve tavizsiz bir netlikte. Kitap, tevhidin sadece dille ikrar edilen bir kavram olmadığını; amel, niyet ve bağlılık gerektirdiğini savunuyor. Yazarın temel argümanı, tevhidin bir bütün olduğu ve bu bütünlükten verilen en ufak bir ödünün, kişinin inanç dairesiyle olan bağını zedeleyebileceği üzerinedir. Abdülvehhab, tarihsel süreçte ortaya çıkan ve tevhidi gölgelediğini düşündüğü pratikleri Kur’an ve sünnet ışığında sert TAVİZSİZ bir eleştiri süzgecinden geçiriyor. Yazarın bu çalışmasında dikkat çeken en önemli unsur, meseleyi "gri alan" bırakmayacak şekilde formüle etmesidir. Eser, bir müminin tevhidi terk etmesine sebep olabilecek durumları (nevakıdu'l-İslam çerçevesinde) maddeler halinde ve sarsıcı bir üslupla sunuyor. Bu durum, kitabı sadece bir "öğreti" kitabı olmaktan çıkarıp, bir "uyarı ve sakındırma" metnine dönüştürüyor. Sonuç olarak bu kitap, bir "maneviyat" okumasından ziyade, bir "hukuk ve akide" metni disipliniyle yazılmış. Muhammed bin Abdülvehhab, tevhidi terk etmenin sonuçlarını anlatırken aslında İslam'ın özüne dönüş çağrısı yapıyor. İnanç dünyasında net çizgiler arayan ve gelenekselleşmiş bazı uygulamaların akidevi karşılığını merak eden okurlar için sarsıcı ama bir o kadar da öğretici bir eser. Tevhidi terk edenin küfrü hakkında şüphesi olanların şüphesi, hem selef alimlerinin nakilleri hem de sahih kaynaklarla çürütülüyor. Son sayfasına doğru Şeyhülislam İbn Teymiyye'nin hapisteyken yazdığı mektuptan alıntı
Din
Tevhidi Terk Edenin Küfrü HakkındaMuhammed Bin Abdulvahhab · Neda Yayınları · 202312 okunma
Tövbe
Puan vermedi·
Öncelikle bu eser kitaplığimda dururken kaç defa okuyup okumamak arasında kaldım. Bu esere karşı bir ön yargim vardı normal sıradan bizim bildiğimiz klasik bilgileri içeriyordur diye düşünüyordum. Ama imam gazaliye sempatim olduğu için bir başlayayım dedim Kitap adından da anlaşılacağı üzere "Abidlerin Yolu" fakat kitap ta anlatılan gerçek anlamıyla bir abid yani, kul nasıl olması gerektiğini, hayattaki yadsınamaz gerçekleri bir bir yüzümüze vura vura anlatır. Okuyucu kitapta kullanılan her cümlenin içinde kendini bulur o kadar net ve akıcı bir eser. Tabi gerçek bir kul olmak için önce sağlam bir tövbe gerekir ki kitapta da tövbenin 7 merhalesinden bahsedip en ince detayına kadar anlatır. Bunlar; 1. İlim geçidi; peygamberimizin hadisinde buyruldugu üzere ilim her müslüman erkek ve kadına farzdır dan kasıt 3 kısımdır A) Tevhid/ İtikat konuları: kişinin kafasında imanla ilgili soru kalmayacak şekilde tevhid ve itikat konularını bilmek B) Batın İlmi(kalbi ilimler): kişinin niyeti ihlâsı samimiyeti bu tür güzel ahlaklarin Allah için olması C) Şeriat İlmi: namaz, oruç, zekat konularıni yerine getirecek derecede bilmesi İlim konusunu böylece bize çok güzel ve akıcı bir şekilde anlatmış 2. Tevbe Geçidi; Kitap tövbenin gerekliliği önemini tarifini yapar. Özellikle kul hakkı olan günahları şöyle anlatır; A) mal ile ilgili olan günahlardan kurtulmak: malı sahibine tekrar vermek fakirse helallik isteyecek eğer helallik isteyecek kişi ortada yoksa veya öldüyse onun adına sadaka ve iyilik yapmalıdır B) Nefsi zarar uğratmak: hak sahibine kısas hakkı vermek C) Irz/Şahıs hakkı ile ilgili günahtan kurtulmak: dedikodusunu yaptığın hakaret ettiğin kişilerin yanına gidip açıkça kendini nefsini yalanlamalisin ve helallik istemelisin. Eğer bu durum daha büyük bir fitneye neden olacaksa
Abidler Yoluİmam Gazali · Ravza Yayınları · 20242,246 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·136 syf.··
2026 16. kitabı
Virginia Woolf, Kendine Ait Bir Oda metaforunda, bir kadının kurgu roman yazabilmesi için maddi imkana ve kendine ait bir odaya sahip olması gerektiğini söylüyor. Shakespeare'in yetenekli bir kız kardeşi olsaydı ne olurdu kurgusuyla, meseleyi yetenek üzerinden değil; o yeteneğe alan tanınmaması üzerinden ele alıyor. Batı dünyasında kadının rolünün yalnızca ev işleriyle sınırlandırılmasını ve diger yeteneklerinin bastırılmasını da eleştiriyor. Kendine ait oda metaforu, yeni bir anne olarak hayatıma başka bir yerden temas etti. Bu kez annelik üzerinden düşündüm. Bir annenin kendine ait bir alanı olduğunda; hobilerle meşgul olabilir, ilimle uğraşabilir, yalnız başına kahve içmek isteyebilir. Bebeği uyurken, baba ilgilenirken ya da destek varken. Dikkatimi çeken şey şu: Aynı vakit ev işlerine ayrıldığında bu oldukça doğal karşılanırken, anne o zamanı kendisi için kullandığında toplumsal bir yargıyla karşılaşıyor. Sanki iyi annelik, kadının kendine ayırdığı her zamanı kısmayı gerektiren bir fedakarlıkmış gibi. Imkanı olsa bile, iş, ev ve annelik arasında her alanda 'yeterli' olma beklentisi nedeniyle destek almaktan çekinen kadınlara rastlıyorum. Woolf'un eleştirisi erkek egemen zihniyeteydi fakat günümüzde kadınların birbirleri üzerinde kurduğu baskı da hafife alınamaz. Kendine ait bir odası olan kadınları seviyorum.Ve o odanın anneliği eksiltmediğine, aksine derinleştirdiğine inanıyorum. Kitaba bir de kendi inancım üzerinden baktım. Eşitsizlik üzerine kurduğu eleştiri, bana Islam'daki bazı değerleri anımsattı: Kadının ev içindeki emeği sadede onun mecburiyeti değil, yuvası için iyiliktir. İlim öğrenmek kadın erkek fark etmeksizin herkes için bir farzdır.Üstünlük ise cinsiyette degil, tavadadır. aysenurcihanger
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202448,2bin okunma
3/10
·212 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 09:56
Tarih, yalnızca yaşanmış olaylar zinciri değildir; aynı zamanda bu olayları anlamak, sebeplerini doğru okumak ve gelecek nesillere dersler çıkarmak için bir rehberdir. Ancak tarih, resmi ideolojilerin kıskacında tutulduğunda, hakkaniyetle değerlendirmek büyük bir gayret gerektirir. Şeyh Said olayı da böylesi bir tarihî dönemin içinden süzülüp gelmektedir. T.B.M.M. arşivlerinde hâlâ “Tasnif Dışı” ibaresiyle kapalı olan belgeler ve Genelkurmay evraklarına erişim imkânsızlığı, araştırmacının önünde ciddi bir engel teşkil eder. Yine de mevcut belgeler, doğru bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde olayın doğası ve niyeti hakkında çarpıcı sonuçlar ortaya koymaktadır. 1. Şeyh Said’in Savunması ve Hareketin Niyeti Şeyh Said’in İstiklal Mahkemesi önünde yaptığı savunmalar, hareketin temel motivasyonunu anlamak açısından hayati öneme sahiptir. Kendisi şöyle demektedir: “Ben bu hareketin ne önündeyim ne de arkasında; herkes gibi içindeyim.” “Benim ölümüm Allah ve Din içinse Darağacında asılmama perva etmem.” Bu ifadeler, liderin niyetinin dünyevî iktidar hırsı olmadığını, aksine dinî sorumluluk ve şeriatın uygulanması için hareket ettiğini ortaya koyar. Şeyh Said, mahkeme huzurunda, dinî hassasiyetleri topluma anlatmak için çaba sarf ettiğini vurgulamaktadır. Hareketin beyanname ve mektupları da bunu teyit eder: Hormek aşireti reislerine yazılan mektupta, “Dinimizi ve namusumuzu bu mülhitlerin elinden kurtaralım. Bunlarla cihad farzdır.” denilerek toplumsal ve dini refleksin önceliği net biçimde vurgulanmıştır. Bu belgeler, hareketin yalnızca bir etnik ayrılık veya isyan olmadığını; aksine İslamî değerleri koruma ekseninde örgütlendiğini gösterir. 2. İç Politik ve Toplumsal Zemin 1924 Türkiye’sinde, Lozan Antlaşması sonrası oluşan iç ve dış politik durum, Şeyh
Din
Adım Şeyh Saidİlhami Aras · İlke Yayıncılık · 200977 okunma
6/10
·296 syf.··
2026 4. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 23:41
Selam vermek sünnettir almak ise farzdır,diye geçiyor kitapta, o halde bende selam vermekle başlayayım incelememi yazmaya, selamı almakta size kalmış.:)) Kitap pandemi döneminden başlayıp günümüze kadar yaşadığımız maddi manevi durumları göz önüne seriyor,biraz kişisel gelişim, biraz insanlık adına ders verecek hikayeler, insana kendini sorgulatan cümleler,ülkecek nasıl iyileşiriz, birbirimize karşı insani görevlerimiz neler, kötülüğü kovup iyiliğe nasıl sarılırız ve yapılan haksızlıklara karşı susmamamız gerektiğini çok akıcı anlaşılır bir dille yazıldı... Değil sadece Kitap okuyanlar,herkesin okuyup bilinçlenmesi gereken bir eser.. Umarım gerçekten kısa bir zaman sonra dünya daha huzurlu, korkmadan, endişelenmeden, İnsan olarak birbirimizi yemeye başlamadan önce yaşanılır hale gelir... Saygılar...!!!
Ruhun Derin YaralarıM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 20201,578 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Keşke "Bu çağda, bu kitaba gerek yok ki" diyebilseydim.. “İlim talep etmek / öğrenmek her Müslümana farzdır.” (İbn Mace, Mukaddime, 17). Kitabın adı tam bir özet niteliğinde. - Evet, kadınlara da farzdır.
Kadınlara da FarzdırŞakir Gözütok · Nesil Yayınları · 201245 okunma