Adı:
Adım Şeyh Said
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
212
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055961077
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İlke Yayıncılık
Bütün yönleriyle Şark İstiklal Mahkemeleri'ni, Şeyh Said Hareketini ve bu süreçte yaşanan olayları 1924'lere ait ülkemiz arşivlerinden kronolojik bir bütünlük içinde fotoğraf kareleri gibi okuyucunun önüne seren başarılı bir araştırma.
(Tanıtım Bülteninden)
Bu güne kadar eğitim müfredatlarında yada o dönem de yaşamamış, yetişmemiş yada kayıtlı belgeler dışında insanların kulaktan dolma olan "Şeyh Said'i ve Harekatını" ingiliz ajanlığı ve işbirliği olan bir vakı'a olduğuna dair uydurma sözlerini birde o dönemin Milli Şef'i İsmet İnönü'nün kendi dilinden duyalım.

Mahkeme İhtilafı :
Dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün yıllar sonra hatıralarında söylediği şu sözleri hatırlatmak gerekiyor:
...." Şeyh Said isyanı'nın doğrudan doğruya İngilizlerin hazırladığı veya meydana çıkardığı hakkında kesin deliller bulunamamıştır."

Adım Şeyh Said, İlhami Aras (Sayfa 53)Adım Şeyh Said, İlhami Aras (Sayfa 53)

Hareketin Bölgeleri :
İstiklal Mahkemesinde Elaziz'de KELLE müzayedesi yapılıyordu. BEŞYÜZ ALTIN'a bir KELLE alınıp satılıyordu. Jurnali hazırlayan serkomiser ile Ali Saib'in çete arkadaşı Askitanlı Paso'nun da fazla olarak ELLİ (50) ALTIN'ı vardı. Bu surette Şark İstiklal Mahkemesi Reisliğinden Ankara'ya dönen Ali Saib Bey ALTMIŞ BİN (60.000) ALTIN'la geldi. Ve netice olarak Şark vilayetlerinde kulplu ve kulpsuz altun kökü kesildi.

Adım Şeyh Said, İlhami Aras (Sayfa 36)Adım Şeyh Said, İlhami Aras (Sayfa 36)
Bugüne kadar bizimle sizin aranızda İslam vardı, hilafet vardı, siz onu yıktınız. Artık size bağımlılık gibi bir sözümüz yok çünkü siz oradaki bağı yıktınız.
-Harekâtın umumi idaresi kime aitti. Bu bir şahsa veya heyete mi aitti?
-Keyfemettefak nasıl rast gelirse öyle yapılırdı.
-Kasım Bey size ne vakit katıldı?
-Onu ben bilmem Şeyh Abdullah bilir.
-Siz kendisiyle nerede görüştünüz?
-Ben Darahani'den Meneşküt'e gittim. Orada Şeyh Abdullah'ın yanında idim.
-Kaç gün beraber kaldınız?
-Beş gece birarada kaldık.
-İlk görüşünüzde ne görüştünüz? Ve kimlerle görüştünüz?
-Meneşküt'e gittiğimde Şeyh Abdullah, Kasım Bey, İsmail Ağa, Hatayzade Raşit ve Mehmet vardı.
-Diyarbekirli Şeyh İsmail ve kardeşi Abdüllatif size nerede katıldılar?..
-Dönüşte Kahkik köyünde gelip katıldılar.
-Dönüşten önce nerdeydiler?
-Dönüşten evvel Diyarbakır havalisi hududuna geldiğimde kendileri de bize katıldılar yalnızdılar.
-Kendilerine ne hizmet verdiniz?
-Bazı yerlere teşvikat telkinat için giderlerdi.
-Hani ye ilk defa ne vakit geldiniz?
-Hınıs’tan Çapakçura geldim. Oradan Darahini’ye uğradım vali ile görüştüm. Lice'ye uğradım. Lice'ye uğramaya niyetim yoktu. Mukadderat oraya gönderdi. Serdi'ye geldim. Serdi'den Palu'ya geçmek niyetinde idim. Hani’li Salih beyin 25 atlı ile beni ziyarete geldiğini haber verdiler. Bekledim, görüştüm. Daveti üzerine Haniye gittik. O gece orada kaldım. Sabahı Şeyh Fettahın tekkesinde Salih Beyle amcazade Hamdi beyi barıştırdım. O sırada Piran köyünden 10 atlı geldi. Bunlar da beni Piran'a davet ediyorlardı. Piran köyünde Rus muhaceretinde 3 yıl kaldığım için oralılar beni tanıyorlardı. Onun için Piran köyüne gittim ve bu olay da orada oldu.
İlk sorgular böyle sürüp gidiyordu. Sorgunun devamında
Diyarbakır konusuna gelindi:
-Diyarbakır'ı aldıktan sonra ne yapacak ve nereye gidecektiniz?
-Diyarbakır'ı aldıktan sonra hükümetle haberleşecek ve şeriatı isteyecek ve kabulu halinde raiyyesi olacaktık.
-Bu kadar yerleri zaptetmiştiniz. Neden oralardan haberleşmediniz de Diyarbakır'a intihap ettiniz? Diyarbakır'a fazla ehemmiyet vermenizin sebebi nedir?
-Kader-i İlahi bu tarafa düşürdü.
-Oğlunuz Şeyh Alirıza Efendi İstanbul'da kimlerle görüşmüş?
-Kürtlere misafir olmuş.
-Kimlere?
-Reşit namında amele başı birisine.
-Otelde yatmamış mı?
-Yok hayır söylemedi.
-Seyyid Abdülkadir'e misafir olmamış mı?
-Misafir olmamış, yalnız görüşmüş. Ziyarete gittiğini söyledi.
-Seyyit Abdülkadir oğlunuzun kendisinde misafir olduğunu söylüyor.
-Ben oğlumun bana söylediğini bildiriyorum. O bana yalnız ziyaret ettiğini söyledi.
-Size uyanlar arasında geçen bir laf var: Diyarbakır'ı aldıktan sonra Şeyh Efendi Cizre üzerinde İngilizlerle temas edecek diye. Bu nasıldır?
-Böyle birşeyden haberim yoktur. Bilsem söylerim. Fakat kimseye iftira etmem ve ben yalan söylemem.
Yapılan bu ilk sorgu şu sözlerle kapandı:
-Başka bir diyeceğin var mı?
-Hayır. Benim maksadım bu dine bir hizmet etmekti. Bu çeşit bir niyetim de yoktu. Yüce Allah'ın kaderi beni bu çeşide düşürdü. Muvaffak olamadık ve şimdi anladığıma göre muvaffak olsaydık bu ahali ile bir şey olamazdı. Bu vaziyet idi. Çünkü ahaliden sıtkım sıyrıldı. Şeriata razı olan ahali kalmamıştır. (50)
İlhami Aras
Sayfa 57 - (50) Şeyh Said İsyanı Ahmet Süreyya Dünya Gazetesi 1957 Tef ao:53
Şeyh Said Efendi başından sonuna kararlı bir kişilik sergilemektedir. Ancak, amacı ve düşünceleri bakımından kararlılığını etrafının da uyguladığını söylemek biraz iyimserlik olacaktır.Çünkü Şeyh Said hareketi içinde, herkes Şeyhin gölgesine sığınarak kendi bildiğini yapmıştır.Hareketin doğuda olmasının kökenleri kimi tarihçilere göre bir raslantı, kimilerine göre de îslami duyarlığın bir tezahürüdür. Burada Cumhuriyet öncesi Osmanlı'nın doğu politikası üzerinde biraz durmak gerekecektir.
Doğu Anadolu'da Rus desteğini her dönemde bulan Ermenilerin bölgedeki etkinliklerini kırmak ve Kürt aşiretlerinin devletle elele vermelerini sağlamak için bir birlik gerekiyordu ki, bu birliği II. Abdülhamit'in kurdurduğu Hamidiye Alayları yerine getirmiştir. 1890 yılında kurulan alaylar Aşiretlerden oluşuyor ve aşiret reisleri doğal askeri liderler olarak devletten de maddi destek buluyorlardı. Bu alaylar 1. Dünya savaşında da Ruslara karşı bir siper olmuşlardır. Hamidiye Alayları müslüman halka zulüm yaparak dağlara çıkan Ermeni komitacılarına karşı bir set görevi üstlenmiştir. 2.Meşrutiyetle kaldırılan Alaylar birer milis birlikleri halinde Ormanlı sonrasında da dağ saldırılarına karşı koymuşlardır.
İlhami Aras
Sayfa 3 - İlke Yayıncılıkları
Bölgede Ermeni etnik gruplarının saldırılarıyla beraber Ormanlı sonrasında Doğu Anadolu aşiretleri bir kararsızlık içinde göründüler. İslam birliğinin yerini Milliyetçi akımlar aldığından kendi düşüncelerine göre varolmaları gündeme gündeme gelmişti. Ancak Şeyh Said bir Kürt ayrımcısı olarak durmamaktadır. O'nun kafasında dolaşan fikir Ermenilere karşı doğunun müslüman kimliğinin korunmasıdır. Ancak bunun için ne gibi bir yol takip edilecektir? Bu soruya cevap aranırken 13 şubat 1925 tarihine geliniyordu. Piran Köyü'nde bir düğün yemeğinde silahlar patlamıştır. Ve böylece bir hareket kendiliğinden akışa geçmiştir. Her aşiret kendi başına buyruk olarak dağılmıştır. Bu harekette yabancı parmağı da aranmış ama İsmet İnönü'nün de hatıralarında doğruladığı gibi hiçbir zaman bu tür bir işaret bulunamamıştır. Olay doğal bir akış ile gelişmiş ve doğal bir akışla son bulmuştur.
İlhami Aras
İlke Yayıncılıkları
Batıdaki milliyetçilik akımlarıyla beraber, 1.Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı'nın dağılmasıyla Kürt bağımsızlık hareketlerinin ortaya çıktığını görüyoruz. Sultan II. Abdülhamit özellikle Doğu üzerinde etkili olabilecek Ermeni ayrımcılığına karşı ve kökü Rusya'ya dayalı Hristiyan Ermeni azınlığına alternatif olarak usta bir siyaset izleyip doğudaki aşiretlere tam bir destek sağlamıştır. Ancak, Osmanlı'nın dağılışıyla beraber bu destek de çöktü ve yerini bir kargaşa aldı.
İlhami Aras
İlke Yayıncılıkları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Adım Şeyh Said
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
212
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055961077
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İlke Yayıncılık
Bütün yönleriyle Şark İstiklal Mahkemeleri'ni, Şeyh Said Hareketini ve bu süreçte yaşanan olayları 1924'lere ait ülkemiz arşivlerinden kronolojik bir bütünlük içinde fotoğraf kareleri gibi okuyucunun önüne seren başarılı bir araştırma.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • mahmut yiğiter
  • M. Kadri AKAY
  • Abidin Karabörk
  • Mizgine_İslâm … ﷽…
  • Cemile yılmaz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0