fasulye

bu mecra beni edebiyattan soğutuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Geçen yıl, bana takma bir bacak hediye edildiğini hepiniz biliyorsunuz. ‘Hediye,’ diyorum, çünkü, Bogesen’in gemisini boşaltırken, çelik bir halata dolanan bacağımı telafi etmek için verildi. Şirket, doktorlara bacağımın kesilmesi için izin verdi. Geçen yıl çocukları muayene etmeye gelen başka bir doktorsa, bacağımın kesilmesinin tamamen gereksiz olduğunu söyledi bana. Johann Bogesen’le bunu konuştuğumda, bana ne dese beğenirsiniz? Bolşevizmin tıp bilimine de sıçradığını söyledi. Bölge hâkimine gidip onu şikâyet edeceğimi söyledim. Onlar da korkup, bana takma bir bacak verdiler. Asıl bacağımsa, kapitalizme kurban gitti. Ya, ya… Sonra ne mi oldu? Papaz gelip, Bogesen’e bir teşekkür mektubu yazmamı tavsiye etti. Ona ‘hayır,’ dedim, elbet.”
bikmislik ve siktirip gitmislik
ayh. bunca ciddiyetten, acidan ve diğer tüm zirvalardan sıkıldım. bilhassa şu insanin hayatına anlam katar zannedilenlerden. farkindaysaniz ünlem işareti de kullanmak istemiyorum, öyle tiksindim ve sıkıldım bir şeylere mana katmaktan. nedir ya hu, bitmistir gitmiştir, her sey rayina oturmustur, tarih hep ama hep böylece zamanlari örmüştür. ne ki kıymetli olan, bu sorudan da bıktım. ne ki gercek. ne ki tanri. ne ki. keske her seyi sakaya vurabilseydik, gulup gecebilseydik, sade gulunc oldugundan değil, küçük olduğundan ayni zamanda.
Eğer insanda ebedî bir bilinç yoksa, eğer her şeyin dibinde yalnızca vahşî bir kargaşa, karanlık tutkularda şekil değiştirerek yüce ya da önemsiz her şeyi üreten bir güç varsa; eğer her şeyin altında akıl sır ermez, doymak bilmez gizli bir boşluk yatıyorsa, yaşam umutsuzluktan başka ne olacaktır?
Salka Valka annesine bakıyor, ona anne kız olduklarını, birbirlerine destek olmaları gerektiğini söylemek istiyordu. Ama bir bedeni paylaşmış olmalarına rağmen, aralarında o kadar büyük bir mesafe vardı ki.