fasulye

Salka Valka yatağındaydı. Titrek elleri bedeninde geziniyordu. Tanrı bütün kızlara beyaz bir ten vermişti. Peki, neden hepsinin kürk mantoları yoktu? Neden hepsi istediği kadar bonbon şekeri yiyemiyor, Kopenhag’ta okuyamıyordu? Neden hepsi Danca bilmiyordu?
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Benim kızdığım bir şey varsa, o da namussuzca ikiyüzlülük. Aklının ermediği herhangi bir şeye dalavere damgasını basan bir kimse ilk fırsatta kendi üstüne vazife olmayan bir şeyi üçüncü bir kimseye anlatmayı bir ahlak görevi sayar.
Günahlar çok çeşitlidir. Ve İncil, uyulması gereken bir yığın kuralla doludur.
kendine yabancilasmak
"Ona acımak arzusuyla acı çektirmek arzusu tek ve aynı arzu." Ve gerçekten de sanki bu cüm­lenin kılavuzluğunda gibi davranmaktadır: Merhamet duymak için (merhametin heyecanına varmak için), kız arkadaşının acı çektiğini görmek için her şeyi yapıyor­du; ona eziyet ediyordu: "Onda aşkıma karşı kuşkular uyandırdım. Kollarıma atıldı, onu teselli ettim, hüznün­de yüzdüm ve bir an için, içimde küçük bir tahrik kıvıl­cımının fışkırdığını hissettim." Josef bakir çocuğu anlamaya, kendini onun yerine koymaya çalışıyor, ama bunu yapamıyor. Sadizmle karışık bu duygusallık, bütün bunlar onun eğilimlerine ve doğa­sına tamamen aykırı. Günlükten boş bir sayfa kopartıyor, bir kurşunkalem alıyor ve cümleyi aktarıyor: "Hüznünde yüzdüm". Uzun uzun iki yazıya dalıyor: Eskisi biraz ace­mice, ama harfler şimdikiyle aynı biçimde. Bu benzerlik­ten hoşlanmıyor, bu onu öfkelendiriyor, sarsıyor. Birbirine bu kadar yabancı, bu kadar zıt iki insanın el yazıları nasıl olur da aynı olur? Onu ve kendini bir şey sanan bu veledi tek bir kişi yapan bu ortak özün temeli ne?
ayakkabı kutusu ve para....
Merkez Bankası'na her birine ikişer milyon dolar verilmesi ve ellerindeki on bir milyon pesonun dövize çevrilmesi için emir verdi. On bir milyonun bir kısmı ayakkabı kutularında, bir kısmı da kentteki bankalarday­dı.