Merhaba arkadaşlar. Jules Verne serüvenimiz kaldığı yerden devam ediyor. Dünyanın Hakimi (Efendisi) eserinde bizleri neler bekliyor. Hızlıca başlayalım. Bu eserde bizler özellikle hızlı arabaların konu edildiği bir döneme geçiyoruz. Kitap 1904 yılında yayımlandığı için araba bulmanın güç olduğu bir devirde adeta hızlı araçların gündeme getirilmesi bile Jules Verne’nin düşünce gücünü açığa çıkarıyor. Bu defa Amerika’ya uzandığımız eserde bizler Carolina – Morganton'a konuk oluyoruz. Burada insanlar yüksek ses nedeniyle uykularından uyanırken aynı zamanda da Great Eyrie adındaki bir dağdan gelen parlak ışıklara şahit oluyorlar. Hemen Washington emniyetinden Müfettiş Strock da görevlendirilir bu konuda ve detaylara bakmak için harekete geçer. Onun göreve gelmesi sonrası çok hızlı bir araba yanında aynı şekilde bir gemi, uçak ve denizaltı da hikayeye dahil oluyor. Tam, bu hikaye nereye gidiyor diye sorgularken bir de gizemli diyebileceğimiz ‘Ulusa Sesleniş’ konulu diyebileceğimiz mektuplar ortaya çıkıyor.
Kitaba devam ettiğimizde Jules Verne’nin çok farklı düşündüğünü, 4 farklı bölgedeki 4 farklı aracın 4 ayrı mesaj ama genelden baktığımızda da bir bütünlük içeren gönderme yaptığını gözlemliyoruz. Burada biraz ‘Biyoloji’ işin içine girdiği için 4 element olarak değerlendirme yapıldığını ve kitabın buna göre şekillendiğini ekleyelim. Ancak çok önemli bir detay var ki bundan mutlaka bahsetmemiz gerekiyor. FBI olarak bildiğimiz büronun öncü kuruluşu olan Soruşturma Bürosu 1908 yılında kurulurken Verne kitabı bundan birkaç yıl önce kaleme alıyor. Yani tamam teknolojik yenilikler hadi biraz beklenti biraz hayal gücüyle denk geldi diyebiliriz ama bu noktada bu kadar ufak ve önemli bir detayı es geçemeyiz. Verne bence yalnızca tahmin yürütmüyordu. Bildiği kısımlar da vardı.
Dünyanın HâkimiJules Verne · Alfa Yayınları · 2021185 okunma
1=Tepe Sarayburnu: (Ayasofya Topkapı sarayı ve Sultanahmet Camii) bulunur. öncesinde Ana tanrıça tapınağı, Artemis tapınağı Ve Mitra Dini izleri burada yer alır .Kutsal tepelerden biridir. Yerebatan sarnıcı da bu bölgede gezgin Petrus Gillius tarafından ortaya çıkarılmış İstanbul’da 60’ın üzerinde sarnıç var.
2=tepe Çemberlitaş: Üzerinde güneş tanrısı bulunurdu. Nuruosmaniye camii ile taçlandırıldı.
3=tepe Beyazıt: dev boyutlu zafer takı bulunurdu. Boğa meydanı Forum Tauri Pluta ve Hera tapınakları yine bölgede yer almıştır. şu anda Beyazıt ve Süleymaniye camii yer alır
4=tepe Fatih camii: on iki tanrı tapınağı on iki havari kilisesi yer alır şu anda Fatih cami süslemektedir.
5=tepe yavuz selim: Maria Pammakaristos kilisesi yer almıştır Fethiye cami ve bir kısmı müze yapılmıştır. Ayrıca bölgede yavuz sultan selim camii bulunur.
6=tepe Edirnekapı: En yüksek tepe Blakhernai sarayı tekfur sarayı ve kariye kilisesi bulunur
7=tepe Koca Mustafa paşa: Mokios sarnıcı ve Acadius sütunu bulunur. Aya Andrea Entikrisi kilisesi yer alır. şu an apartmana dönüştürülmüştür.
Önemli bilgi : İstanbul ve Roma Yedi tepe üzerine kurulmuştur. Kehanetlere konu olmuş seçilmiş kutsanmış bir şehirdir.7 kutsal sayı olarak ifade edilir.
1=360 yılında Konstantin’in oğlu Konstantius tarafından inşa edilmiş Megale Ekklesia (Büyük Kilise ) adı verilmiştir. Aziz Yohannes Khrysostomos’un halk üzerindeki etkisine kızan imparatoriçe AElia Eudoxia imparator Arcadius kışkırtmış galeyana gelen halk tarafından kilise yakılmıştır.
2=415 yılında II Theodosius mimar Ruffinos yeniden inşa ettirmiş 13 ocak 532 de Nika isyanıyla yıkılmıştır. Justinyanus kaçmayı düşünmüş eşi kraliçe Theodor’a sayesinde Got süvarileri isyancıların üzerine salınmış tarihçi Prokopius göre 30bin isyancı kılıçtan geçirilmiştir.(Bizans’ta
Kadir Mısıroğlu'nun hatıratını okumaya başladım. Kendi adıma kıymetli bilgiler edindim. Rahmetli tipik bir Trabzon insanı. Mutasavvıf bir ailede yetişen Mısıroğlu kitabın girişinde annesi, babası, dedesi ve nenesinden; Trabzon'daki çevresinden, Trabzon'un tarihinden önemli kesitler sunuyor. Mesela bu tarihi bilgilerden birisi Trabzon'un iki önemli valisinden birisi Giritli Sırrı Paşa. Zannediyorum bu vali rahmetli Şehit Bayram Ali Öztürk Hoca'nın da mezuniyet tezini yazdığı Giritli Sırrı Paşa ile aynı şahıs. Bu da benim kendi hikayemin bir parçası...
Kadir Mısıroğlu 4 yaşına kadar yürüyememiş daha sonra bir dilencinin tarif ettiği tedavi yöntemiyle beraber yürümeye başlıyor. Kadir gecesinde doğan Mısıroğlu'na dedesinden dolayı Paşa, kadir gecesinden dolayı da Kadir ismi konulmuş.
Etrafında kötü gördüğü şeyleri şiir yazarak hicivle tenkit eden Mısıroğlu bizim Hazreti Fatih Yılmaz'a benziyor. Bahçelerinde yetişen incirleri satarak kitap satın alıp okuyan Kadır Mısıroğlu bahçedeki karaağacın üstüne çıkıp şiirler okuyup nutuk çekermiş. O hitabet kalitesinin nereden geldiğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Bir şeye çocukluktan başlamak insanları büyüdükçe bambaşka bir kapasiteye getiriyor. Bunun bir benzerini de yine çocukluğunu Trabzon'da geçiren Erbakan Hoca'nın büyüdükleri konakta oyunlar icad edip oyunlar kurması paralar basması ilerleyen senelerde kendisini bir lider olarak görmemizi pekiştiren hareketler olarak görüyoruz. İyi bir lider ve iyi bir hatip aslında kendini çocukken belli ediyor da denebilir tabii..
Kadir Mısıroğlu Futbol hakkında şunu söylüyor: "Şu yaşa kadar topa ne elim ve ne de ayağım değmiştir. Hayatta hiçbir maçı seyretmiş adam da değilim. Hatta televizyonda bile!.. Çocukluğumdan itibaren evimizde top menfur ilân edilmişti. Çünkü babamın ilk gençlik
İlber Ortaylı, 1947 yılında doğmuş; Osmanlı ve Avrupa tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla hem akademide hem de kamuoyunda saygın bir yer edinmiş, güçlü anlatımı ve geniş bilgi birikimiyle öne çıkan önemli bir tarihçidir.
Dünya ve Anadolu tarihine adını altın harflerle yazdıran, “alınamaz” denilen İstanbul’u henüz 21 yaşında fethederek bir çağı kapatıp yeni bir çağ açan, dünyanın en büyük komutanlarından Fatih Sultan Mehmed…
İlber Ortaylı’nın “Doğu’nun ve Batı’nın Hükümdarı” olarak nitelendirdiği bu büyük şahsiyeti tüm yönleriyle ele aldığı eserini büyük bir keyifle okudum.
Bu kitapta dönemin toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel, dini ve askeri tüm dinamiklerini ustaca işleyen Ortaylı Hoca, tarih anlatımını sıradan bir bilgi aktarımının ötesine taşıyarak son derece akıcı ve derinlikli bir üslup ortaya koyuyor. 15. yüzyılın ruhunu anlamak isteyenler için eser, yalnızca bir biyografi değil, aynı zamanda kapsamlı bir dönem analizidir.
Bu dönüşümün en net ifadesi eserde şu sözlerle ortaya konur:
“Fatih Sultan Mehmed devri, Doğu ve Batı dünyasında Osmanlı İmparatorluğu'nun artık bir cihan devleti haline geldiği bir döneme tekabül eder. Bu dönemle birlikte Osmanlı, büyük güçler arasına katılmış ve artık dünya sahnesindeki diğer büyük devletler, kendi politikalarını Osmanlı'yı da dikkate alarak; birbirlerini izleyerek, dengeleyerek şekillendirmeye başlamışlardır.”
“Coğrafya kaderdir” sözü meşhurdur; ancak Fatih Sultan Mehmed, bu kaderi yalnızca kabul eden değil, onu dönüştüren bir hükümdardır. Onunla birlikte Türkler yalnızca sınırlarını genişletmemiş; yönünü değiştirmiş, denizlere açılmış ve farklı coğrafyaların insanı haline gelmiştir. Bu yönüyle Fatih, yalnızca bir fetih sultanı değil, aynı zamanda bir dünya düzeni kurucusudur. Fâtih Sultan Mehmedİlber Ortaylı
Fâtih Sultan Mehmedİlber Ortaylı
Türk tarihinin ulu çınarı İlber Ortaylı’nın Fatih Sultan Mehmed kitabında yalnızca bir padişahı değil, çağının çok ilerisinde bir entelektüeli, stratejisti ve kültür insanını anlatıyor. Ortaylı'nın tarih anlatımındaki berraklık ve bilgi derinliği
sayesinde, Fatih'i sadece İstanbul'u fetheden bir komutan olarak değil, çok yönlü bir lider olarak tanıyoruz. Kitap, Osmanlı'nın yükseliş dönemine ışık tutarken, dönemin siyasal dengelerini, eğitim anlayışını ve Fatih'in vizyonunu da anlaşılır bir dille aktarıyor. Fâtih Sultan Mehmed devri, Doğu ve Batı dünyasında Osmanlı İmparatorluğu'nun artık bir cihan devleti haline geldiği bir döneme tekabül etmektedir. Kültürümüzü Batı'ya açanların başında gelir ve aynı şekilde oraların örf, âdet ve kültürlerinden de yeni renkler katmışlardır.
Fâtih Sultan Mehmed, hiç taviz vermeyen, hiç ayrıntıyı unutmayan keskin bir zekâya ve fevkalade sert bir mizaca sahip,
coğrafyayı ile bilen, zamanı doğru okuyan, starejik öngörüleri güçlü bir devlet adamıdır. İtalyanca, Yunanca, Arapça ve Farsçayı kendi ana dili gibi biliyor. Resim yapıyor ve şair bir hükümdardır. Devrin yazarları onu Büyük İskender, Hannibal ve Caesar'la karşılaştırıyor. Fâtih Sultan Mehmed'i tek bir cümleyle ifade etmek gerekirse: "Doğu'nun ve Batı'nın efendisiydi. Fâtih Sultan Mehmed kitabı beğendiğim kitaplar dünyasında yerini aldı. Mutlaka okumalısınız!