Çoğu insanların gözünde neyim ben -değersizin biri ya da tuhaf, aykırı, hoşa gitmeyen bir adam- toplumda kendine bir yer bulamamış, yer bulamayacak bir yaratık, yani hiçten de daha aşağı bir şey.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Adamın biri bir gün kiliseye girip şöyle bir soru sormuş. "Bunca iyi niyetle yanılmış olmayayım sakın? Yolu şaşırıp yanlış yola sapmış olmayayım? Ah, bir kurtulabilsem bu kararsızlıktan! Sonunda yeneceğimden, başaracağımdan emin olabilsem!" Derken bir ses duymuş: " Emin olsaydın ne yapardın? Eminmişin gibi davran, göreceksin ki yanılmayacaksın."
Dostoyevski Andreyeviç karakterinin ezikliğini öyle bir anlatmış ki, okurken insanın siniri bozuluyor, bazen de güldürüyor. Karısının ona ihanet ettiğini düşünen adam karısını suçüstü yakalamak (belki de yakalamamak) için bir sürü saçmalık yapıp kendini rezil ediyor. Bana kalırsa bir türlü karısını yakalayamamasının nedeni gerçekten bununla yüzleşmeye hazır olmamasıydı.
16 yaşında kimsesiz bir kız ve bunu kullanarak zaten muhtaç diye ona evlilik teklifi eden 41 yaşındaki adamın öyküsü. Evlendikten sonra gözünde sadece "uysal kız" olan karısını hiç anlamayan, anlamaya çalışmayan adamın, karısı intihar ettikten sonra nasıl vicdan azabı çektiğini, pişmanlığını ve çaresizliğini hissedebiliyorsunuz. Kısa olmasına rağmen çok etkileyici fikirler ve muhteşem karakter analizleri vardı.