Fatma Özdemir

bir zamanlar dünyalara hükmeden koca vezirin, hanları, hamamları, sarayları, cariyeleri, samur kürkleri, misk ü amberleri, altın gümüş sahanları, çil çil altınları bırakıp da soyulmuş bir hindi gibi rüzgârsız ağacın altına yatmasındaki hikmet-i ilahiyi düşünüyordu. Vezir çok ah almıştı. Çok ocaklar söndürmüş, karısına göz koyduğu memurları Taif sürgününe gönderip gül gibi tazeleri yatağına almış, servetine göz diktiği ileri gelenleri birer bahaneyle boğdurup malını mülkünü üstüne yazdırmış bir günahkâr kuldu. Şimdi suskunlar mahallesine geçecek ve öteki dünyada, yaptıklarının hesabını verecekti.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hem kimse sonsuza dek hüküm sürmemişti ki canım. Bu dünya kurdun kuşun dilinden bilir Hazreti Süleyman'a, Mısır'ın firavununa, İskender-i Zülkarneyn'e, Harun Reşid'e bile kalmamıştı. Bizimkine mi kalacaktı!
Sayfa 66·Kitabı okudu
Ona göre ruh, dünya nimetlerinin tutsaklığından kurtuldukça özgürleşiyor, bağımsızlaşıyor ve dünya yüzünde hiçbir krala ve imparatora nasip olamayacak bir büyük iktidara kavuşuyordu.
Sayfa 70·Kitabı okudu
İnsan, yani sanmakla aldanan.
Sakın ola hiçbir şey için üzülme ama bol bol kız, öfkelen, dövüş, savaş, küfret ama üzülme. İnsanı üzüntü çürütür.
Sayfa 26