Fatmars

Fatmars
@fatma_ors
Başarı, istikrarlı çabanın kaçınılmaz sonucudur; çünkü başarı, çabalamaya aşıktır.
Anladım müptelasıyım, mânâ düşkünü ahenk dilencisi.
Ruh hali
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Selimiye Camii’nde Lale Motifi:
Osmanlı mimarlığında süsleme unsurları, yapının estetik niteliğini güçlendiren ikincil öğeler olmanın ötesinde, sembolik anlamlar taşıyan anlatı araçları olarak da değerlendirilmelidir. Bu durum, klasik dönem Osmanlı mimarisinin en yetkin örneklerinden biri olan Selimiye Camii’nde açık biçimde gözlemlenmektedir. Caminin süsleme programı, mimari kurguyu gölgede bırakmayacak ölçüde sınırlı tutulmuş; bezeme unsurları, yapının bütüncül estetik ve manevi karakterine hizmet edecek şekilde düzenlenmiştir. Selimiye Camii’nin bezeme repertuvarı içerisinde yer alan lale motifleri, Osmanlı sanatında sıkça karşılaşılan sembolik bir formun klasik dönem yorumlarını yansıtmaktadır. Lale, 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı süsleme sanatında zarafet, ölçülülük ve ilahi düzenle ilişkilendirilen bir motif olarak öne çıkmıştır. Genellikle simetrik düzenlemeler ve tekrar eden kompozisyonlar içinde kullanılan lale, Selimiye Camii’nde yer yer tekil ve asimetrik biçimleriyle dikkat çekmektedir. Bu tekil lale motiflerinden biri, formu ve konumlanışı itibarıyla sanat tarihçileri ve araştırmacılar tarafından özel bir ilgiye konu olmuştur. Motifin eğri saplı, gösterişten uzak ve diğer bezeme unsurlarına kıyasla daha mütevazı bir görünüm sergilemesi, onu Osmanlı bezeme geleneğinde alışılmış simetri anlayışından ayırmaktadır. Bu farklılık, motifin yalnızca estetik bir unsur olarak değil, aynı zamanda anlam yüklü bir simge olarak değerlendirilmesine zemin hazırlamaktadır. Söz konusu lale motifi etrafında şekillenen anlatı, Selimiye Camii’nin inşası sırasında cami arsasında yaşayan ve tek bir lale yetiştiren bir kadının varlığına işaret eden bir rivayete dayanmaktadır. Rivayete göre kadın, arazisini cami inşası için vermeyi kabul etmiş; ancak bu lalenin hatırasının yapı içerisinde yaşatılmasını talep
Sanat Tarihi
“Sakın, arşın nurundan ümit kesme; vermeyi istemeseydi, istemeyi vermezdi.” Bu söz, insanın kalbine düşen dilek ve isteklerin rastgele ya da boşuna olmadığını anlatır. İnsan bazen “Bu isteği neden içimde taşıyorum, gerçekleşmeyecekse neden var?” diye umutsuzluğa kapılır. Oysa bu söz tam da burada durup şunu söyler: Bir isteğin kalbinde belirmesi bile başlı başına bir lütuftur. Çünkü istemek, insanın kendi başına ürettiği bir şey değildir; bu yeti insana verilmiştir. Eğer bir şeyin sana verilmesi hiç murat edilmeseydi, onu isteme arzusu da kalbine konmazdı. Yani istek, sonucun habercisidir; en azından yolun açık olduğuna dair bir işarettir. Bu bakış açısına göre, insanın içindeki derin arzular: -Boş hayaller değil, -Tesadüf değil -Yanlışlıkla kalbe düşmüş duygular hiç değildir. Aksine, her gerçek istek bir çağrıdır. Sabırla, emekle ve doğru zamanda karşılık bulması için verilen bir umut tohumudur. Belki hemen gerçekleşmez, belki bambaşka bir biçimde tecelli eder; ama anlamı vardır, hikmeti vardır. Kısacası bu söz, insana şunu fısıldar: Kalbine düşen isteği küçümseme. Umudunu kaybetme. Çünkü istemek, verilmenin ilk adımıdır.
İstemek
“Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki bunda aldanmış olmak, bende inanmak kudreti bırakmamıştı. Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı. Yalnız orada kürk mantolu bir kadın portresinin önünde mıhlanmış gibi durduğumu hatırlıyorum. Resimleri seyredip geçenler vücutlarıyla beni sağa sola itiyorlar fakat ben olduğum yerden ayrılmıyorum. Günlük bu soluk yüz bu siyah kaşlar ve onların altındaki siyah gözler bana asla yabancı olamazdı. Ben bu kadını yedi yaşımdan beri kurduğum hayal dünyamdan tanıyordum."
Yansıma
Ve ben heybemdeki her şeyin değersiz olduğunu, yol bitince anladım..! -Abdürrahim Karakoç