Tatar Çölü, bir şeylere başlamadan umut etmenin nasıl bir ızdıraba dönüşeceğini, beklenen sonun aslında çok da uzakta olmadığını çarpıcı bir şekilde yüzümüze vuruyor. Hayatınızı değiştirecek kadar etkisi olur mu bilemem fakat hayatınızda bir yenilik, değişiklik yapmadan veya aksiyon almadan uzun uzun düşünmenin anlamsız olduğunu kafanıza vura vura bu kitap öğretebilir. Kitapta dediği gibi " Yine de zaman, gitgide daha hızlı bir biçimde akıp gidiyordu; sessiz ritmi yaşamı parçalara ayırıyor, insan geriye bir göz atmak için bile durmuyordu."
Harp okulundaki eğitimini tamamlayarak mezun olan Drogo, ilk atandığı yer olan Bastiani Kalesi'ne gitmek için evinden ayrılır. O yaşta büyük hayalleri, idealleri ve kariyeri için planları var ve hayatın başındaki her genç gibi hepsini gerçekleştireceğine inanıyor.
Bastiani Kalesi, bir çölün ortasında bir dağın yamacında tüm ihtişamı ile kendisini karşılar fakat kalede anlamlandıramadığı bir huzursuzluk vardır. Bu nedenle ilk planı 4 ayı doldurup doktordan bir rapor alıp şehre geri dönmektir. Bastiani kalesine göreve gelen hemen hemen her asker gibi 4 ayı beklerken, ömrünü kuzeyden gelecekler için harcar.
Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve muhtemelen son olmayacak. Dili akıcıydı keyifli okumalar dilerim.