Ölüme "göçüp gitmek" diyen ya da "huzur içinde" ölündüğünü düşünen her kimse, diye düşünüyor Eliza, hiç ölüm görmemiştir. Ölüm vahşi bir şey, bir savaş. Vücut duvara tutunan sarmaşık gibi hayata yapışıyor ce onu kolay kolay bırakamıyor, bırakmamak için savaş veriyor.
Bütün bunları tam anlayacak zamanı olmamış; fazla büyük, fazla karmaşıkmış. Çoğu parmaklarının arasından kayıp gitmiş. Kavrayabileceğinden fazla, ikisinden de büyük bir şey olduğunu anlamış. Bir de ona ket vuran, onu tutan bir şeyin olduğunu hissetmiş; o manzarayı bütünüyle kapsaması, kontrolü ele alması için koparılması ya da gevşetilmesi gereken bir düğüm, bir bağ olduğunu.
Tüm insanlar aynıdır: Kendileri bir başkasının cebinden alırken yüzleri aydınlanır, gülümserler, ama kaybetme sırası onlara geldiğinde yastaymış gibi ağlarlar.