Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa zahiren bir cennet içinde olsa da manen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkiyeye ciddi müteveccih ise saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da dünyasını, cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.
(Sözler 45.sh - Risale-i Nur)
ZÜMRÜDÜANKA
Serin bir rüyanın hatırınadır
çektiğim dünya ağrısı.
Bir hayalden geldim ben,
bir hayal verdim sana,
mavi-yeşil bir hatıra: işte dünya
ruhum! ovada sert es, yamaçta sus,
ırmakta ağla.
İşte dünya kapısı, işte dünya kederi
ister dağının gölgesinde dur, ister
incirin neşesine vur
ağrı kendini ve tamamla.
Eğer hata işlediyseniz insanlara iyilik yapabilme fırsatını elde etmek için yana yakıla aranmanız gerekir.
Hazreti Musa açlıktan ve suçsuzluktan neredeyse ölmek üzereydi zar zor hayata tutunuyordu. Tam da bu sırada yardıma ihtiyacı olan iki kadın gördü. Ne yaptı? Kalktı ve onlara yardım etti. Ne diye yardım etsindi ki? Onlar yardım istememişti; fakat o bu fırsatı görmüştü.