Yenal Bilgici’nin İlber Hoca ile yapmış olduğu söyleşinin kaleme alınmış hali olan bu kitabın bir solukta okunabilecek bir kitap olmadığını söylemeliyim. Okurken defterime pek çok not aldım bu nedenle de kitap elimde uzunca bir süre süründü. Ancak çok şey öğrendim. İlber hoca bu söyleşide neredeyse tüm hayat tecrübesini karşı tarafa aktarmaya çalıştığı için kitapta ismi geçen bir sürü şahıs, görülecek pek çok yer, seyredilecek pek çok film, dinlenecek pek çok müzik var. Söyleşiyi yapan kişinin doğru soruları sormuş olmasının da kitabı çok okunanlar listesine taşıdığını düşünüyorum. İlber hocanın bilgisi muazzam genişlikte olduğundan dolayı bazen konudan konuya atlayabiliyor. Bu nedenle sohbeti yönetebilmek ve doğru soruları sorabilmek karşı taraftan net bir cevap alabilmek adına oldukça önemli ve Yenal Bilgici bu konuda muhteşem bir başarı sergilemiş. Kitapta beni en çok etkileyen nokta ise İlber hocanın iyi bir şehrin tarifini verdiği kısımdı: “İyi şehir; iyi bir kütüphanede çalıştıktan sonra, iyi bir salonda, iyi bir tiyatro oyunu seyredebildiğin ve temsilin ardından güzel bir kafeye gidip sohbet edebildiğin şehirdir.” İstanbul’u özlediğim şu günlerde bu cümle bana pek de iyi hissettirmedi. Ve sonra düşününce iyi şehrin tarifinin kişiden kişiye değişebilir bir şey olduğunu fark ettim. Kimine göre iyi şehir ailesiyle yaşadığı bir şehirdi, kimine göre işe girip tek başına hayatını kurabildiği bir şehir, kimine göre yeşili bol olan, kimine göre ise denizi olan bir yerdi. Kitabı okurken pek çok yerde ben hayatımda henüz hiçbir şey yapmamışım düşüncesine kapıldığım oldu. Eğer bu düşünce sizi motive eden bir düzeyde ise doğru yerdesiniz ancak içinizdeki hırsı büyüten ve size kendinizi suçlu hissettiren bir düşünceye doğru evriliyorsa oradan hızla uzaklaşmanızı tavsiye
Bir armağan ki rastlansal, boşuna
Yaşam, bana neden verildin sen?
Ve gizemli bir yazgıyla
İdama hükümlüsün, neden?
Beni hangi düşmanca güç
Çağırdı yokluktan?
Kimdir o tutkuyla dolduran ruhu
Ve aklı kuşkuyla karıştıran?
Bir amaç yok gelecek zamanda:
Yürek bomboş ve yok bir yararı aklın,
Ve üzüyor beni tasayla
Tekdüze gürültüsü yaşamın.
1828