“Arapça bilim ve felsefe eserlerinin Latinceye tercüme edilmeye başladığı 11. yüzyıldan itibaren İslam düşüncesi ve kültürü, Avrupa üzerinde etkili olmaya başladı.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Endülüs’te Yahudi ve Hristiyan aileler, çocuklarının iyi bir eğitim alması için Müslüman medreselerini ve araştırma merkezlerini tercih etmekteydi. Arapça, Yahudiler ve Hristiyanlar arasında da bir bilim ve düşünce dili olarak kabul edilmişti. İbn Meymûn (Moses Maimondies) gibi ünlü Yahudi ilahiyatçılarının eserlerini Arapça kaleme almış olması, bu etkinliğin boyutlarını gösteriyor.”
“İslam, Yahudilik’e karşı tevhid inancının evrenselliğini vurgulamış ve ilahi vahyin sadece belirli bir ulusa ait olamayacağını vurgulamıştır. Bu yüzden Yahudilerin ‘seçilmiş topluluk’ inancını reddeden İslam, Yahudi din adamlarının muhalefetiyle karşılaşmıştır. Katolik Kilisesi’nin kendini Tanrı ile birey arasında zorunlu ve mutlak bir aracı olarak vaz’ etmesine karşı çıkan İslam, yine pek çok saldırının hedefi olmuştur. Mekkeli müşrikler arasında olduğu gibi Ortaçağ Avrupasında da İslam, “avamın ve ayak takımının dini” olarak görülmüş ve tahfif ve istihza konusu yapılmıştır.”
“Araya menfaatlerimiz girmeyince hadiseleri elbette başka türlü, daha realist bir gözle görmeye, hakikaten daha uygun şekilde anlamaya ve yorumlamaya başlarız.”