“Bazı şeyler düşünerek değil, üzülerek öğreniliyor. Ama öğrenilenden ve ne şekilde öğrenildiğinden asla bahsedilmiyor. Kişiyi kişi yapan bilgi de ancak böyle elde ediliyor. Kaynaksız, kırıklık, üzüntü, elde edemeyiş, kaçırış, en büyük fedakarlıkların neticesinde en derin aşağılanış bilgiyi oluşturuyor. Öyle ki insan bunları bildiğini bile söyleyemiyor, sadece artık öyle yaşıyor. Daha neşesiz, daha sakin, kıpırtısız, daha dünyaya bağını gevşetmiş, daha ince ve seyrek bakışlı, yeni üzüntülere ev sahipliği yapmaya daha hazır. Tanrı bu bilgilerin toplamından istediği insanı mı çıkaracak, ne yapacak? İstememek istenmemek gibi değilmiş, isteyip her zamanki gibi isteğini gizleyip, her zamanki gibi isteğini elde edememek gibi hiç değilmiş. Güzelmiş, güzel. İstemem, vallahi istemem, billahi istemem, tallahi istemem. Hiçbir şeyinizi istemem.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Sınırı tanımlanamayan ve bilimler karmaşası bir alan olan “karmaşalık bilimi”, bir bakıma bilimin kozmik dansa katılma girişimi olarak nitelendirilebilir. Çünkü bu alan, alışılageldik bilimler arası alışverişten farklı olarak, bir çizgi üzerinde ve belirli sınırlar içerisinde değil, her bilim dalının birbiriyle her yönde etkileşimini amaçlamakta, bilimi de canlı bir organizmaya dönüştürerek. Ve zaman içinde, bir kenara itilmek istemeyen her bilim dalı bu kolektif dansa katılmaya namzet görünüyor. Diğer her şey gibi, bir süredir yaşamakta olduğumuz çağın kaçınılmaz gereği bu. Siyahla beyazın karşılıklı dansı ve birbiriyle yarışı böylece sürüp gidecek, bir yandan fakirleşmemize neden olurken bizleri başka yönlerden zenginleştirerek. Teknoloji mi canlı bir organizmaya dönüşecek, yoksa insan mı giderek metalikleşecek sorusu ise aynı paranın iki yüzü gibi görünmekte, en azından şimdilerden bakılan gelecekte.”