"Kurtaramazsın. Kurtarmamalısın da. Bak ben de eskiden senin gibiydim. Ortada bir sorun gördüğümde, her şeyi çö-zebileceğimi, herkese merhem olabileceğimi, herkesi iyileştirebileceğimi sanırdım. Sonra fark ettim ki, yardım etmeye çalıştığım kişiden daha çok ben koşuyordum onun derdine.
O ise kendiyle benim kadar uğraşmıyordu. Kırkımdan sonra öğrendim, herkesin bir tekamül yolculuğu olduğunu. Kimseyi yolundan çeviremezsin. Saygı duyman gerekir. Müdahale edemezsin.
Bir kere bak, 'Kurtarırdım' derkenki kibri fark ediyor musun? Yanlış anlama... Ben ondan daha iyi bir yerdeyim, ben onu oradan çekip çıkarırım, diyorsun. Müdahale ederim ve düzeltirim diyorsun. Yapamazsın. Senin gücün buna yetmez.
Senin gücün bir tek kendi sınavına yeter. Kendi yolunda yürümeye yeter. Başkasının yolunda sadece izin verildiği kadar yürüyebilirsin. Hem nereden biliyorsun, müdahalenin doğru olduğunu? Olan olmuş. Sen olmuş olanı beğenmiyorsun, kendi yorumunla değıştirmek istiyorsun. Annem hep 'Olanda hayır vardır' derdi. Şimdi kalkıp gitti ya kadın, bunda da bir hayır vardır. Onun bütün bunları yaşamasında, evini bırakıp buralara gelmesinde, çocuklarının onsuz kalmasında da bir
hayır vardır.