Bunu düşünürken, o günden sonra sevgili vadime her gelişimde altında dinlendiğim ceviz ağacına yaslandım. Düşüncelerimin sırdaşı olan o ağacın altında, onu son gördüğüm günden beri yaşadığım değişiklikleri sorardım.
Orada yaşıyordu, yüreğim bu konuda hiç yanılmıyordu: Geniş bir fundalığın bayırında gördüğüm ilk küçük şatoda oturuyordu; ceviz ağacımın altına otururken, çatısının arduvazları ve penceresinin camları öğle güneşinde parıldıyordu; pamuklu elbisesi, bağlarındaki bir zerdali ağacının altında beyaz bir nokta oluşturuyordu. Şimdi daha hiçbir şey bilmeden, şimdiden bildiğiniz gibi, gökyüzüne doğru serpilerek erdemlerinin parfümünü yaydığı BU VADİNİN ZAMBAĞI oydu.